Çamların altında yemin etmiştik.
Sonsuza dek bu aşk sürsün demiştik
Henüz bir kez olsun öpüşmemiştik
Daha başlamadan bitti aşkımız
Nasıl inanırsın elin sözüne
Denizin aynası olsaydım
Seni görürdüm önce
Balıklara sormadan
Hangi çarşıdan geliyorsun?
Hangi karşıdan...
Ama aştığın deniz
Daha kaldı mı zaman çocuk?
Çek perdeleri
Kırgınım güneşe
Dargınım gülüşe
Ben ağlamak istiyorum
Yok yok...
Eski bir kravatım vardı
Hani bilirsin
Sen almıştın ya
İlk evlilik yıldönümünde
Ve ilk çocuğumuzun yaş gününde
Kapımızı çalan
Simit isteyecğim
Küncülü bir simit
Sokak satıcılarından
Hiç utanmadan
Bu sabah
Ahşap penceresinden
İşte
O an!
Yavruladığını görürsün
Ölümün
Ulu çınarlarına
Rüzgarın çığlığını
Bir dağ köyünden gelmişti yaşını büyüterek
Çorak susuz
Bire bir bile vermeyen
Umutsuz tarlaların ortasından
Davul zurna ve alkışlarala
uçağın düştüğü gün geldi hayalin
bir eski fotoğrafın papirüsünde
ince narin ve dokunulmazdı
lakin hala sevgi doluydu bedenin
gözlerinde buruk
hiç bilmediğim bir mutluluk vardı
Hala cömert mi seven insana
Hala sitem eder mi kalbi susana
Yarin sevdası gibi yaktı hasreti
İstanbul'u anlat bu gece bana
Işığın karardığı bir yaz boz tahtasında bir aynayı sorgular gibi kendi gölgelerime sığındım bir çocuk saflığı ve bir korunma mahremiyetiyle.
Dünün ardında kalanlar bugünüme yansıdı birden yarınımın habercisi olarak
Şimdi akşam oluyor. Yarın yine güneş doğacak. Bir kapı kapanacak. Bir kapı açılacak.
Ne gözlerim güneşe misafir olacak ne ellerim kapı tokmağında uslanacak.
Tenimi tanımayacağım.




-
Özlem İpek
-
Özlem İpek
-
Özlem İpek
Tüm Yorumlarhocam siz bu şiiri yazarak bni ölümsüzleştirdiniz çok teşekkür ederim..
hocam siz bu şiiri yazarak beni ölümsüzleştirdiniz çok teşekkür ederim..
hocam siz beni ölümsüz bir öğrenci yaptınız çok teşekkür ederim :)