Ah o özlemle anılan çocukluk günleri
Biliyorum ki; asla gelmeyecek geri
Hayalini kurmakla yetineceğiz, her daim
Onu da zaman alıp götürdü; kaldı yeli
İp bağlayarak çekerdik; karpuz kabuğunu
Toz bulutu kapladı her yanı
Bir süvarinin geliş müjdesi değil
Ecelin bir saniye öncesinin arifesi bu
Hücum etti
Surun deliklerine tinler
Sinelerden uçup gitti
Söyleyecek çok şeyi olan organdır, dil
Söylemeden evvel, düşünmesini bil
İtibarı varsa konuş, sözü paslı ise sil
Hem hayat kurtarır, hem öldürür dil
Hitabet lafzının, sözlü sanatıdır, dil
Dallarda filizler çatlarken
Filizler çiçeğe patlarken
Nebatat topraktan atlarken
Yeniden başlar, doğanın telaşı
Düşerken cemreler art arda
Melek olmak nasip olmadıysa
Hayvanlık kaderimize yazılmadıysa
Kulluk vazifesi üzerimize kaldıysa
İnsan olduğumuza dua edelim
Rahmanlık tüm insanlara verildi
Dil fısıldar kulağa aşkı, yüreği korda
Titrer dudaklar, kalp atışları zorda
Acemi aşık, bulunduğun yerde dur da
Kazaya uğramış ruhun, egon hurda
Bekliyor sebepsiz ihanetler, mecrasındaki yolda
Kudretin kalemi, tüm kaderleri yazar
Çoğalınca insanın malı, kendiliğinden azar
Şükrünü unutunca şuur, kuyusunu kazar
Maverada bedelsiz kalır, dünyevi pazar
Kısalır nefes yumağı, bazen de çok uzar
Korkutuyor beni, vuslatsız ayrılmalar
Titretiyor içimi, gereksiz darılmalar
Yosun tutmuş duvarlarım, bende kasılmalar
Hakim oldu; karanlık odam duruşma gecesi
Sevdam bir yandan bastırır, ruhum bir yandan
Benim sevdam üşütür, soğuktur
Nefesi buhran kokar, boğuktur
Zahmet verir, boynu büküktür
Çileme ortak isen, düş peşime
Karanlıktır yollarım, aydınlık arar




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!