Sanmam ki sen beni sevesin
Okyanuslar üstüne köprüler kurulmadan,
Yerden göğe direkler vurulmadan.
Zira; ölümüne andiçmiş gibisin
Rastlayınca görmezlikten gelmeye,
Görünce tanımamaya,
Gözyaşlarım kanlı ama yarim bunu su sanır,
Yüreciğim feryad etmez, feryadından utanır,
Tek emelim onu görmek, zira ömrüm azaldı,
O zalimi sormayın hiç, her geçen gün saklanır.
Bu gidişle benim halim çölden beter toz duman,
Kanadı kırılan yorgun kuş gibi,
Bir ömür boyudur yorulmuş gibi,
Zamanı bir yerde durdurmuş gibi
Ben kendi kendimle savaşlardayım.
Ne gönlüm kurtulur hayallerinden,
Boşadır bu köşkler, kervansaraylar,
Kurduğun düzeni saltanat sayma.
Ömrü tüketiyor bu geçen aylar,
Koyduğun noktayı kainat sayma.
Sana denildi ki; bin kere şükret,
Ben şehidim.
Gömülmüşüm bu kutsal topraklar için
Karatoprağa,
Anlatılması olanaksız özlemler içindeyim
Güneşe, yağmura, dala, yaprağa
Ve henüz körpe baharlar içindeki gençliğime.
Basmaya korkarım ayak toprağa;
Bu toprak altında şehitlerim var.
Şan, şeref işlemiş dala, yaprağa;
Bu toprak altında şehitlerim var.
Bu Ali, bu Halil, bu Mehmet, Dursun,
Bir bayram sabahını nasıl beklerse insan;
Ben seni işte öyle bekliyorum yıllardır.
İsyan ettim kadere, ne kül kaldı ne duman,
Senden geriye kalan bir tatlı hatıradır.
Umutlarım kırıldı, yaman un-ufak oldu,
Aramızdan karakedi mi geçti, ne var,
Neden bu sitemler, dudak büküşler, baş çevirişler,
Değer mi bu bulunmaz günleri kurban etmek
Bir yanlış anlamaya?
Gülümse de, devam edip gidelim
Yaşamaya.
Dönmeni neden bu kadar çok istiyorum, biliyor musun?
Döndüğünde mucizeler olacak sanıyorum da, ondan,
Böylesine koşullandırmışım kendimi anam-babam,
Böylesine inandırmışım.
Sensizlikten ölüp kaldığım zaman ıssız bir yerde,
Sen döndüğün an dirilirmişim sanki,
Dallarda çiçekler mahşerleşiyor,
Arılar, kumrular haberleşiyor,
Toprak misk kokuyor, amberleşiyor
Tül perde altından göründüğünde.
Renkler öpüşürler dudak dudağa,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!