Ben seni arasam dalda ararım,
Parlayan rengarenk pulda ararım,
Lalede, zambakta, gülde ararım,
Seni görmediğim yer mi var sanki.
Çiğ damlası sensin leylak üstünde,
Çiçekler üstüne yemin etmiştik,
Yazık ki yeminin yalandır şimdi.
Mehtaba el basıp sözler vermiştik,
Hasret yemininden kalandır şimdi.
Tükendi mehtaplar gecelerimde,
Günler geçer, aylar geçer, yıllar biter, tükenir,
Gelmez zannedilen vade gün olur ki; uç verir,
Marifetin her ne ise ölmeden koy ortaya;
İçerinde duran cevher bir mezarda küllenir.
(ERZURUM SANKİ YAYLA isimli hece şiirlerinden > 34/100)
Sizler benim diyetlerimsin gözyaşlarım,
Öylesine çıkarmışım gözlerimden, elimde olmaksızın,
Ne geri döndürebilirim, ne acıyabilirim,
Başımda dönüp dururken bu karasevda,
Yılan gibi çöreklenmişken bu boyun eğriliğim,
Yazılmış alnıma bu diyet, borç olarak,
Yaşlandım, ayağım değdi yerlere,
Yüksekten taş gibi düşüyor oldum.
Kurudu damarım, çekildi kanım,
En sıcak havada üşüyor oldum.
Yürek yumuşadı gözde yaş için,
Dön yüzünü mehtaba, sırmalaşsın saçların,
Serin gölgesi vursun yüzüne ağaçların,
Endamın heykelleşsin üstünde yamaçların,
Dünya böyle durdukça sen de dur, sen de varol.
Öyle kahkaha at ki; billurlaşsın kubbede,
Bir sabah erkenden gel vur kapımı,
Seni bir göreyim dünya gözüyle.
Eşikler üstünde söyle adımı,
Seni bir göreyim dünya gözüyle.
Gölgen fidan gibi düşsün içeri,
Bakarsan yüzüme bak öyle sessiz,
Dokunma yarama; açılır şimdi.
Ömrümü tükettim inan ki sensiz,
Elbette sevdadan kaçılır şimdi.
Seni sevdiğimi sakladım elden,
Ömür vardı son bulmaya,
Altımız taş, üstümüz taş,
Sap olmadan bir baltaya,
Gelsin bizim dolma gardaş.
Sakalları ele verdik,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!