Öyle vermişim ki kalbimi sana,
Eriyip eriyip tükeniyorum.
Ne pembe umutlar verdin ki bana
Yıllardır hasrete direniyorum.
Baktığım her şeyde yalnız sen varsın,
Yine dağladılar yürek yaramı kızgın demirlerle,
Yine yükseldi dumanlarım bulutlarca,
Sızılarım yine işledi kemiklerime,
Üstüme yine çullandı karabasanlar,
Yine bir başıma kaldım devler karşısında,
Ne halimden anlar elkızı, ellerkızı, ne karasevdamdan,
Mehtabın tadı-lezzeti kalmamış,
Denizin öyle,
Martıların öyle,
Sanki soluk alıyorum çamlar arasında, havasız,
Sanki fıkır fıkır kaynayan kaynak başındayım, susuz
Veya uykusuz, derin derin gafletler içinde,
Bu kadar mı beter edermiş insanı karasevda?
Seleyi suya, umutlarımı yele vermişim.
Zikrine gönül veren,
Rabb ‘ine can adayan
Dervişlere dönmüşüm;
Acılarım başlar körpe sabahlarla,
Bu sabah güneş yine sensiz doğdu,
Yine sensiz vurdu pencereme, kapıma.
Ne çimenlerde o eski canlılık,
Ne çiçeklerde o eski heyecan,
Ne de yeni bir güne başladı benim için
Yaşam.
Neden bu üveyik sesleri yaralıyor beni,
Neden bu keman sesi gırtlağıma sürtünüyor
Do majörden,
Neden bu yozun kokularını salamıyorum ciğerlerimden,
Neden bu gemiler çekiyor arkalarından beni?
Bilemem.
Sevdanı giyindim üzerime idamlık gömleği niyetine
ve çekildim uzletime
çekerek bu geçici dünyadan elimi-ayağımı,
bıraktım bir yana bilcümle malı-mülkü,
bir karasevda içinde hayrını göremediğim serveti-samanı
bir sen kaldın ortada,
Herbir ayrılığın kavuşması var,
Üzülme; bu dünya bir günlük değil.
Gün gelip bir yerde buluşması var,
Giyme karaları, gelinlik değil.
Sanma ki; unuttum bir tek gün seni,
Dallarda yapraklar çiçek içinde,
Derelerde sular köpükleniyor.
Uslanmayan gönlüm senin peşinde,
Kopmuş yaprak gibi sürükleniyor.
Ne çiçek çaredir azaplarıma,
Unutmadığım ne var senin sesinden başka?
Her şey silinip gitmiş, sesin kulaklarımda.
Yanımda olup görsen, gelip dinlesen keşke,
Bitmeyen feryat olmuş şarkın dudaklarımda.
Sen şarkı söyledikçe su öperdi kumsalı,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!