Sen çimen üstünde bir çiğ damlası,
Ben çiğle çimenin yorgun hastası,
Gülüşün kalbimin tek sadakası,
Ömrümce dilensem doyar mıyım ki?
Sen durgun denizde bir altın mehtap,
Bir bayram sabahını nasıl beklerse insan;
Ben seni işte öyle bekliyorum yıllardır.
İsyan ettim kadere, ne kül kaldı ne duman,
Senden geriye kalan bir tatlı hatıradır.
Umutlarım kırıldı, yaman un-ufak oldu,
Kanadı kırılan yorgun kuş gibi,
Bir ömür boyudur yorulmuş gibi,
Zamanı bir yerde durdurmuş gibi
Ben kendi kendimle savaşlardayım.
Ne gönlüm kurtulur hayallerinden,
Seni Kaf Dağı ‘nın arkasında arıyorum perilerle,
Saba Melikesi Belkis ‘le arıyorum
Babil ‘in Asma Bahçeleri ‘nde,
Eti, Kalde, Asur, Sümer, Akat topraklarında,
Tendürek, Nemrud, Süphan Dağları ‘nda,
Fırat ‘ın, Dicle ‘nin sularında arıyorum,
Her an, her saniye yakınındayım,
Zaten istesem de uzak olamam.
Bırak da hep böyle yakın olayım,
Sevdimmi severim, oyalanamam.
İster gece olsun, yol ise uzun,
Hakkını helal et; ben gidiyorum,
Artık istesen de kalmam imkansız.
Beni yasa boğdun bayram içinde,
Seninle beraber olmam imkansız.
Kırıldı kanadım dallar üstünde,
Rüzgar esse ürperirsin, solarsın,
Şimşek çaksa çekinirsin, korkarsın,
Akşam olsa için için ağlarsın,
Seni nasıl bırakıp da gideyim?
Sen bir gülsün, özen bekler fidanın,
Seni nasıl özledim beklenen yolcu gibi,
Sanki bir kere görsem dünya benim olacak.
Aşkın ta yüreğimde amansız sancı gibi,
İçerim alevlenip tutuşarak yanacak.
Çıkar mıyım sabaha bu yangın gecesinden,
Aradığın nedir ki? Bir türlü bilmiyorum,
Sen cefalar ettikçe ben seni özlüyorum.
Mermerler bile güldü, sen bir kerre gülmedin,
Heykeller gibi kaldın, santim ilerlemedin.
Geçip gitti ömrüm, saçım ağardı,
Seni ki tek bir an unutamadım.
Saçların sonbahar, yüzün bahardı,
Kaldırıp bir yana fırlatamadım.
Her soluk alışta zikrettim seni,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!