Türkülerimi rüzgarlara bıraktım,
Yamaçlara sürülerimi
Ve kavalımı boz-bulanık sulara,
Bir ben kaldım ortada
Bölük-pörçük,
Dudaklarımda senden kalma
Ben oldum bir değnek, o oldu yolcu,
Yine görünmedi yolların ucu.
Ben oldum bir pınar, o vurdu geçti,
Ne önümde durdu, ne bir su içti.
İstinye ‘li Haydar Bey bir şirkette müdürdü,
Görevini yıllarca paşa paşa sürdürdü.
O candan hizmet etti, korudu şirket onu,
Böylece sürüp gitti hayat-memat oyunu.
Evlenmişti Haydar Bey, üç çocuk sahibiydi,
Maddiyat bakımından hali-vakti iyiydi.
Bağışla beni;
Sana amansızca gönül verdiğim için,
Gençliğime say hatamı,
Toyluğuma say.
Hışım gibi işlemiş yüreğime ateşin,
Yüreğim nasıl bilsin ne yaptığını, neylediğini?
Ayrılık bir fişek kader oldu bize,
Dağ dağa kavuşamazmış,
Biz de kavuşamadık.
Birbirimizle güzel günler yaşarız
Sanmıştık.
Yaşayamadık.
Bu akşam ayışığıyla girdin odama penceremden,
Güzeller kadar güzeldin,
Pamuklar kadar pamuk,
Işıklar kadar ışık,
Sırmalar kadar sırmaydın,
Ayışığı püskül püsküldü saçlarında,
Aynaya ne borcum var ağarmış saçtan öte?
Sana ne borcum kaldı attığın taştan öte?
Nem kaldı bu dünyada bir dertli baştan öte?
Bırak artık sen beni başbaşa elemlerle.
Nasıl olsa gülmüyor kadere karşı yüzüm,
Ayrılığın zehirli yılan gibi çöreklendi canevime,
Kaldı zehirli ıslıklar içinde bedenim,
Bir derin karanlıkta siliniverdi renklerim,
Göklerim soyunuverdi bulutlarından,
Denizlerim mavisinden,
Islak, körpe kokusundan topraklarım,
Ayrılık en büyük düşmanım oldu
Yıllardır kapıda, pencerelerde.
Seni ellerimden aldı büsbütün
Bırakıp resmini çerçevelerde.
Resminde yaşıyor geçmiş yıllarım,
Neden bana yıldızlar kadar uzaksın?
Ve neden bana nabzımdan daha yakın?
Nasıl bir büyüsün ki; uzaklarımı yakın kılıyorsun
Ve yakınlarımı taşıyorsun en uzaklarıma?
Nasıl bir büyüsün ki;
Bazen taşıyorsun beni geçmişe,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!