Bir bayram sabahını nasıl beklerse insan;
Ben seni işte öyle bekliyorum yıllardır.
İsyan ettim kadere, ne kül kaldı ne duman,
Senden geriye kalan bir tatlı hatıradır.
Umutlarım kırıldı, yaman un-ufak oldu,
Aradığın nedir ki? Bir türlü bilmiyorum,
Sen cefalar ettikçe ben seni özlüyorum.
Mermerler bile güldü, sen bir kerre gülmedin,
Heykeller gibi kaldın, santim ilerlemedin.
Geçip gitti ömrüm, saçım ağardı,
Seni ki tek bir an unutamadım.
Saçların sonbahar, yüzün bahardı,
Kaldırıp bir yana fırlatamadım.
Her soluk alışta zikrettim seni,
Seni kokluyorum akşam rüzgarlarında,
Kumsal sen sen kokuyor,
Sen sen kokuyor yosunlu, ıslak kayalar,
Yağmurlar altında toprak,
Her bir kıpırdanışında yaprak,
Rüzgarla sarmaş-dolaş olunca orman,
Aramızdan karakedi mi geçti, ne var,
Neden bu sitemler, dudak büküşler, baş çevirişler,
Değer mi bu bulunmaz günleri kurban etmek
Bir yanlış anlamaya?
Gülümse de, devam edip gidelim
Yaşamaya.
Dönmeni neden bu kadar çok istiyorum, biliyor musun?
Döndüğünde mucizeler olacak sanıyorum da, ondan,
Böylesine koşullandırmışım kendimi anam-babam,
Böylesine inandırmışım.
Sensizlikten ölüp kaldığım zaman ıssız bir yerde,
Sen döndüğün an dirilirmişim sanki,
Dallarda çiçekler mahşerleşiyor,
Arılar, kumrular haberleşiyor,
Toprak misk kokuyor, amberleşiyor
Tül perde altından göründüğünde.
Renkler öpüşürler dudak dudağa,
Sen benim dünümdesin, anam-babam,
Dünüm benim her günümde bugünüm,
Yarını olmayan yollara düşmüşüm bugünümde,
Bugünler içinde seni arıyorum bugün bugün,
Gün gün,
Sata saat,
Farzet ki gözlerin değil kapkara,
Sen benim gözümle seni görsene.
Gönlüm meydan okur ayrılıklara,
Sen benim gözümle seni görsene.
Olmasın kalbinin farzet kararı,
Sen çimen üstünde bir çiğ damlası,
Ben çiğle çimenin yorgun hastası,
Gülüşün kalbimin tek sadakası,
Ömrümce dilensem doyar mıyım ki?
Sen durgun denizde bir altın mehtap,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!