Dün eve bir hırsız girmiş bacadan,
Hırsız bizim evde nah bunu buldu.
Çok şahane dersler almış hocadan,
Hırsız bizim evde nah bunu buldu.
Dolaba, sandığa bilmem neylemiş,
Heybende neyin var? Bir göster hele,
Karanlığa karşı fenerin var mı?
O eski heybeyi çevir, silkele,
Herhangi bir babda hünerin var mı?
Var mı bir ilimden bir-iki tadım?
Kara bulutlarla örtüldü dünyam sabah sabah,
Durgun suya atılan taş gibi düştün aklıma,
Halka halka yayıldın hücrelerime kadar,
Dokunduğun yeri alevler içinde bırakarak,
Yine eline-ayağına düştü yüreğim
Yanarak
Bir mermer heykele gönül vermişim;
Denizde batan güneş kızartır saçlarını,
Çevirir gözlerini deniz rengine,
Yüzünü al al eder, pembeleştirir yanaklarını,
Yıllar yılı bir tek gülücük bile süsleyemedi
Dudaklarını.
Kulağım çınladı, gözüm seğirdi,
Hayırdır inşallah, senden haber var.
Saksağan camlara gelip bağırdı,
Hayırdır inşallah, senden haber var.
Rüyamda bir ırmak gördüm, akıyor,
Islak ıslak yapışmıştı sarı saçların yüzüne,
Damlalar parlıyordu yüzünde, dudaklarında,
Omuzlarında körpe sonbahar yağmurları,
Gözlerinde kamaştıran bir yaz güneşi,
Ellerinde yıldız çiçekleri,
Sanki cümle gökkuşaklarını kuşanmıştın,
Ceylanlar övülür, hem de sevilir,
Fakat yaralanmak, oklanmak için.
Düşünülmez solup kuruyacağı,
Güller koparılır koklanmak için.
Öpülünce bir kez kirlenir eller,
Bilyenin, balonun güzelliğini
İdrak edemezsin çocuklaşmazsan.
Hayatın tadını, derinliğini
İdrak edemezsin çocuklaşmazsan.
Çocuk kanatlanıp göğe yükselir,
Kuru ekmeğimde, yağsız aşımda
Bir tek sinek görsem iğreniyorum.
Alnımın terinde, yorgun başımda
Bir tek sinek görsem iğreniyorum.
Ter döküp sallarken kirli kazmayı,
Sönmüyor kalbimde uç veren yangın
kaldıkça böyle ben senden uzaklarda,
başıma yağmaya başlayan körpe yağmurlara rağmen.
Alevler içindeyim, ateşler içinde,
ayrı ayrı yerlere atılıp dağıtılmış zerrelerim,
bir baksana;




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!