Kanama yüreğim, kanama,
sen onun umurunda bile değilsin,
o bir zulüm prensesi,
köşkü ateşlerden, sarayı hışımlardan yapılmış,
gaddarlıklar nöbet tutar kapılarında pürsilah,
çilelerimiz nimet niyetine sofrasında,
Yine yaralandı yorgun yüreğim,
Kapandı kapılar yine yüzüme.
Devrildi sandalım, koptu küreğim,
Kapandı kapılar yine yüzüme.
Hayalin yükünü gözler çekiyor,
Söyler misin ne aradığını, anam-babam
Akıp giden suların ak köpüklerinde?
Ne arıyorsun filizlerinde körpe fidanların,
Suda parıldayan güneş ışıklarında,
Yapraklarla süslenmiş tahta köprülerde
Ve kaypak oluklarında somaki mermer pınarların?
Kalbim perperişan, gözlerim yorgun,
İstersen gülümse, istersen ağla.
Çilelerden yana kalmadı korkum,
İstersen gülümse, istersen ağla.
Tek bir bulut görsem sensin diyorum,
Gözlerinde fecrin körpe uykusu,
Saçların başının sırma puşusu,
Yüzünde rengi var yaz aylarının,
Teninde bir tatlı ıtır kokusu.
Uyu tatlı tatlı, fecire inat,
Birşeye peşinen inanan değil,
Arayan, tarayan, soran iyidir.
Menzili uzaktan seyreden kötü,
Ulaşıp yanına varan iyidir.
Küheylandan güçlü dizgini, gemi,
Görünme…
Görünmek istemiyorsan,
Gizlen gizlenebildiğince,
Ben seni nerde olsa bulurum,
Kapalı bir kapının, inmiş bir perdenin arkasında,
Bazen bir mermer havuzun tam ortasında,
Yine sisler bastı yemyeşil dağları,
Yine sisler içinden çıkı çıkıveriyor kuşlar,
Yine çimen ıslak, çiçek ıslak,
Yine üst üste atlamakta terliklerim,
Yine bardağımda yüzmekte çay yaprakları.
İşte tüm alametler yerli yerinde;
Önümde eski bir meyhane masası olsa;
Masamda bir şişe şarap,
Biraz öte-beri, bir-iki mum,
Nereden geldiği belli bile olmayan bir hüzünlü şarkı,
Biraz renk, biraz karanlık
Ve biraz da senin hayalin olsa;
Çaldım kaderin kapısını sabahlara kadar,
Utanıp açamadı, nicelerine açık duran kapısını,
Bakamadı pencerelerinin perdeleri arasından,
Ne kendisi dışarı çıkabildi, ne beni alabildi içeri,
Saklandı, sindi evinin en görünmez köşelerine,
Sanki beni senim uğruna süründürüp durdu da




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!