Umutlarla çıktık yola, İki mars, bir oyun olduk.
Kötü açık verdik zara, İki mars, bir oyun olduk.
Ahırdaki danamızla, Donumuzda yamamızla,
Anamızla, Babamızla İki mars, bir oyun olduk.
Değme; kalbim kanıyor,
Yanıp alazlanıyor,
Çile bitti sanıyor,
Gel de anlat kadere.
Ömrüm-günüm ağlamak,
Uzanmışım bir akşam vakti eski sırasına bir parkın,
Sıra seninle oturduğumuz sıra,
Bir bilsen ki; ne kadar eskimiş, ne kadar yıllanmış,
Ben ne kadar yeniyim, ne kadar körpe,
Anadan yeni doğmuşlar misali.
Yıldızlar yapraklar arasına sinmiş başımda,
Ben kutluyum, kutluyum,
Her gün, her an mutluyum,
Herşeyden umutluyum
Sen yanımda oldukça.
Dert kalmıyor sevince,
Göle atılan bir taş gibi düştün yüreğime,
Sudaki halkalar misali açılıp büyüdü acılarım,
Her yaram bir ayrı sızladı, sancılandı,
Küllendiğini sandığım ayrılık
Canlandı.
Sevmesen de söyleme; kırılır incinirim,
Yıllar yılı tak yaptım seni törenlerime.
Bilsem ki sevmiyorsun, kendimden tiksinirim,
Selam koyup yolladım gurbet trenlerine.
Sandım ki seven olur başkasını seveni,
Körpecik yüzüne yaman hayranım,
Bir haylaz, küçücük kızdan farkın yok.
He ne zaman görsem kaynıyor kanım,
Masmavi göldeki sazdan farkın yok.
Taşbebek gibisin; güzel, körpecik,
Yağmur damlaları saçında güzel,
Ayın parıltısı yanaklarında.
Teninde gülüyor körpe sabahlar,
Güller titreşiyor dudaklarında.
Gözlerin kehribar, sanki cilalı,
- 1 -
Kapı çalındığında gecenin yarısıydı,
Bu saatte gelen kim ve nasıl birisiydi?
İsmail Ağa kalktı, bakındı çevresine,
Dönüp bir göz gezdirdi yaşlı ailesine.
İkisi de yaşlıydı; yetmişin üzerinde,
Bakma ağaçların kuruduğuna,
Herşeyi seyreyle bahara doğru.
Aldanma toprakta dağıldığına,
Herşeyi seyreyle bahara doğru.
Yok iken zerreden yapılmadın mı?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!