Umutlarla çıktık yola, İki mars, bir oyun olduk.
Kötü açık verdik zara, İki mars, bir oyun olduk.
Ahırdaki danamızla, Donumuzda yamamızla,
Anamızla, Babamızla İki mars, bir oyun olduk.
Değme; kalbim kanıyor,
Yanıp alazlanıyor,
Çile bitti sanıyor,
Gel de anlat kadere.
Ömrüm-günüm ağlamak,
Göle atılan bir taş gibi düştün yüreğime,
Sudaki halkalar misali açılıp büyüdü acılarım,
Her yaram bir ayrı sızladı, sancılandı,
Küllendiğini sandığım ayrılık
Canlandı.
Sevmesen de söyleme; kırılır incinirim,
Yıllar yılı tak yaptım seni törenlerime.
Bilsem ki sevmiyorsun, kendimden tiksinirim,
Selam koyup yolladım gurbet trenlerine.
Sandım ki seven olur başkasını seveni,
Ben kutluyum, kutluyum,
Her gün, her an mutluyum,
Herşeyden umutluyum
Sen yanımda oldukça.
Dert kalmıyor sevince,
Yağmur damlaları saçında güzel,
Ayın parıltısı yanaklarında.
Teninde gülüyor körpe sabahlar,
Güller titreşiyor dudaklarında.
Gözlerin kehribar, sanki cilalı,
Körpecik yüzüne yaman hayranım,
Bir haylaz, küçücük kızdan farkın yok.
He ne zaman görsem kaynıyor kanım,
Masmavi göldeki sazdan farkın yok.
Taşbebek gibisin; güzel, körpecik,
Sen yokken ne kadar çirkin bu deniz,
Ne kadar hırçın bu bulanık dalgalar,
Martı çığlıkları sarhoş nağralarından farksız,
Kumsal dikenli dikenli,
Pis suların ortasında kepazeliğe çıkmış
Yelkenli.
Pamuk neden yumuşak, demir neden çok serttir?
Sırları çözebilmek nice büyük devlettir.
Herşey yaratılmıştır en güzel biçimiyle,
Yaratılmak, var olmak; bu ne büyük hikmettir.
Sen yine bayramda, ben yine yasta,
Nasıl ağarmayıp dursun bu saçlar?
Sen yine şen, ben yine hasta,
Nasıl ağarmayıp dursun bu saçlar?
Sonu husran oldu uğraşlarımın,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!