Çiçekler ne ise sen işte osun,
Bütün güzel şeyler sana benziyor.
Bir masmavi deniz, bir yeşil yosun,
Bütün güzel şeyler sana benziyor.
Sularda martısın çığlık çığlığa,
Duyuyor musun yüreğimin sesini?
Kemiklerimdeki sızılarımın sesini duyuyor musun?
Acılarımın sesini,
Çilelerimin sesini,
Yolunu-yordamını şaşıran aklımın sesini,
Zavallı bedenimin sesini duyuyor musun?
Dünyanın acayip bir hali vardır;
Defteri dürerek korlar önüne.
Herşeyin diyeti, bedeli vardır;
İleri sürerek korlar önüne.
Çok fazla denersen çok ezberlersin,
Akıllının benim kadar delisini gördün mü?
Veya yolcunun benim kadar şaşkınını,
Aşığın benim kadar zavallısını,
İnsanın benim kadar aşığını,
Bağrıyanığın benim kadar cömerdini
Ve garibin benim kadar garibini?
-1-
Abdurrahman Dayısız neler çekti görevde,
Sürgün-mürgün yüzünden her gün başka bir yerde.
Evinden uzak kaldı, hanlarda yattı kalktı,
Ne bir gün karşı geldi, ne bir ayak uzattı.
Boyun kıldan incedir dayısı olmayanda,
Sen benim yüreğimdeki çekirdeksin,
Seni yaralı kalbime ekmişim gözlerimle,
Sevmişim, beslemişim, büyütmüşüm,
Körpe sabahlarda kanımla, canımla sulamışım,
Ninniler söyleyerek körpe gecelerde uyutmuşum,
Sana dertlerimi anlatmak isterdim
Yazar olsam; seni yazardım bir güzel masal yerine,
Ressam olsam; seni çizerdim tuvallerime,
Seni besteler, seni söylerdim müzisyen olsam,
Şair olsam; mısralarımda seni işlerdim,
Kumsal olsam; ayaklarını öperdim deniz yerine,
Kaptan olsam; deniz edinirdim sensizlere uzanan.
- Baba, gelin bir çayımı-kahvemi alın, canım.
Yaşlı adam sevimli çocuğun saçlarını karıştırıp bıraktı:
- Sağol, benim yavrum. Akşama doğru inşallah. Haydi uğurlar olsun. Git sat.
Yaşlı adam uzaklaşan çocuğun arkasından bakan delikanlıya döndü:
- Peki gardaş, hele şimdi de sen de ki; kimsin, necisin, ne işin var Sivas ‘ta?
Delikanlı kısa cümlelerle durumun bütün iskeletini çizdi. Adam daha bir sevinmiş, daha bir ısınmıştı. Hele delikanlının da ayni sıcakkanlılığı göstererek kendisini hemen ‘Baba’ diye çağırması daha çok hoşuna gitmişti. Daireyi gösterdi. Ayrılırken:
Sürme böyle kervanları arasız,
Bir mola ver, bu kumlarda ölümvar,
Koyma eli kızgın çölde devasız,
Uyanık yat, uykularda ölüm var.
Süs arama, giydirdinse kendini,
Umutlarla çıktık yola, İki mars, bir oyun olduk.
Kötü açık verdik zara, İki mars, bir oyun olduk.
Ahırdaki danamızla, Donumuzda yamamızla,
Anamızla, Babamızla İki mars, bir oyun olduk.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!