Sonbahar göründü, düştü yapraklar,
Yine yaş içinde kaldı yanaklar,
Yine inim inim inler dudaklar,
Seni arar oldum sisler içinde.
Ipıssız sokaklar içimde acı,
Oku yavrum, bu okullar hep sana,
Canım kurban senin küçük çantana,
Bir harf bilmen bin ödüldür atana,
Oku... 'Oku' yaradanın emridir.
Oku yavrum, bülbül olsun dillerin,
Davullar çift çift vurula, Halk kıtlıktan bir kurtula,
Biri kalka çözüm bula, Şen ola düğün, şen ola.
Ulus döndü kavrulmuşa, Kim ne yapsın bu yanöışa?
Ol pehlivan geldi tuşa, Şen ola düğün, şen ola.
Karasevdan rengini alıp götürdü denizlerimin,
Göklerimin, dağlarımın, tepelerimin,
Köylerimin, kentlerimin, her şeyimin,
Sarıçamlarımın reçine kokularını alıp götürdü,
Irmaklarım şırıldamaz, kuzularım melemez oldu,
Arılarım vızıltısız, kelebeklerim renksiz,
Bir anlayabilsen yaşamın bir yel,
Zamanın bir sel
Ve günlerin ne denli kutsal olduğunu,
Avuçlanamayacağını yelin, selin,
Durdurulamayacağını bu geçen günlerin,
Bak ki; nasıl bir dört elle sarılırdın bana,
-1-
Kırk-kırkbeş yaşlarında haşmetli bir adamdı,
Gösteriş açısından çok görkemli bir çamdı.
Kendisi uzun boylu, esmer ve siyah saçlı,
Bir hayli yakışıklı, sinekkaydı traşlı.
Yaz geldimi sırtında bembeyaz bir elbise,
Sakın yoksulluğu bahane etme,
Yalın ayağınla simit sat, oku.
Binbir mazereti bahane etme,
Taşlara demirden tohum at, oku.
Okuyorsan oku, yoruldum deme,
Ben çileni çektim ömür boyu,
Sen ne yapabildin benim için?
Ben senin için ateşlere, alevlere, azaplara düştüm,
Seni sevdim, seni övdüm, seni yücelttim,
Sen?
Sana nasıl değer verdiğimi bile
Sanki denizden çıkmışsın, deniz kokuyorsun,
Sanki bürünmüşsün gümüşten pullara,
Çamlara sinmişsin yücelerde sis olup
Taştan taşa atlayan sularda gülüşlerin,
Sanki bana gelinciklerin içinden uzanıyor
Ellerin.
Gediz ‘de kalmadı takat,
Vadılı lele Türkmen Kızı.
Deprem bizi etti sakat,
Vadılı lele Türkmen Kızı.
Kadirli ‘de vur adamı,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!