Çal duvar saati, çal…
Ben seni onunla tanıştığımız ana ayarlamışım,
Çal ve anımsat bana tanıştığımız vakti,
Yeniden yaşamak istiyorum geçmişi,
Gönlümdeki o ilk fırtınayı,
O ilk tayfunu,
Adı Rıza Polat Akkoyunlu idi. Bir edebiyat öğretmeniydi –yanılmıyorsam-.
“Güneyden Geliyorum Güneyden” isimli şiir kitabındaki şiirleri yeni yeni şarap içmeye başladığımız 17-18 yaşlarımız dönemine damgasını vurmuş şairlerdendi. Şiirleri mezelerimiz arasında ön sıralardaydı…
Yani bundan kırkbeş-kırkaltı yıl öncesinden bahsediyorum…
Şiirlerindeki sevgilisinin adını anmazdı. O ‘na “Nokta Noktam” derdi…
Şimdikilerin bir kız ya da kadınla bir gecelik maceralarından sonra donunun rengini ve tabii adını falan arkadaşlarına anlatan nesilden değildi…
“Seni ömrünün en nazik yıllarını yaşadığın bir çağda
Ört saçını yüzüne,
İndir iki gözüne,
Köle oldum ben yine
İlk sevdiğim gün gibi.
Yine bana bir göz et,
Bu salkım söğüt neden sana bu kadar benziyor?
Bu sular neden gözlerinin renginde?
Neden dudakların gibi körpe bu gonca güller?
Neden bu akşam rüzgarları senin gibi kokuyor?
Bu kuşlar neden senin gibi şakıyor?
Neden seni anar anmaz
Güneş öptü yaprakları,
Yapraklar çok utandılar,
Yeşillendi yanakları,
Dikenler çok kıskandılar.
Sabah indi tüm dallara,
Yağmurlardan, rüzgardan sırrımı gizleyerek
Yine yollara düştüm sevgini özleyerek,
Ayakta demir çarık, elde demir değenek
Gözyaşları içinde seni aranıyorum.
Neyi görsem tek değil, herşey bir çift halinde,
Bugün mutluluğumu verdim
Ve karşılığında gözyaşı satın aldım yağmurlardan
Bir ömürlüğüne.
Bekleme yağmurları, cömertçe yağsınlar diye,
Yerine gözyaşlarım gelecek senden yana,
Benden sana tonlarca izin, anam-babam,
Bana açılınca sırlar kapısı
Pireler denizi içerken gördüm.
Verildi elime ilmin tapusu,
En ağır filleri uçarken gördüm.
Bir güve tanıdım zarafetitle,
Sevdalar çelenk çelenk,
Buseler ahenk ahenk,
Tüm rüyalar rengarenk
Gönül aşka düşünce.
Kesilir akan sular,
Acaba bahçede misin, salkımsöğütlerin altında,
Acaba büründün mü yine akşamın tüllerine,
Dolaşıyor mu yüzünde-saçlarında güneşin son ışıkları,
Okşuyor mu akşam rüzgarı saçlarını,
Salınıyor mu söğüt yaprakları başında?
Bir söyle de, manzaran olduğu gibi canlansın




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!