Ceylanlar ne kadar benziyor sana;
Onların yüzü de bu kadar güzel.
Çiçekli dalların aralarından
Kaynayıp seğirten su kadar güzel.
Sonbahar güneşi saçlarında sır,
Çal duvar saati, çal…
Ben seni onunla tanıştığımız ana ayarlamışım,
Çal ve anımsat bana tanıştığımız vakti,
Yeniden yaşamak istiyorum geçmişi,
Gönlümdeki o ilk fırtınayı,
O ilk tayfunu,
Sizler benim diyetlerimsin gözyaşlarım,
Öylesine çıkarmışım gözlerimden, elimde olmaksızın,
Ne geri döndürebilirim, ne acıyabilirim,
Başımda dönüp dururken bu katasevda,
Yılan gibi çöreklenmişken bu boyun eğriliğim,
Yazılmış alnıma bu diyet, borç olarak,
Yine yaralandı yüreğim akşamın dar vaktinde
Seni anar anmaz, istemeyerek.
Yer yer başladı kanamaya yaralarım,
Gözlerim sislendi, ıslandı kirpiklerim
Ve yine hayaline tutunmaya çalıştı
Ellerim.
Yağmurlar kalbime yağıp duruyor
Yaktığın ateşi söndürmek için.
Aşkın yüreğime bağdaş kuruyor
Külleri ateşe döndürmek için.
Aşk ile ateşin dostluğu yaman,
Ay denize dalanda
Kaldım gümüş ummanda.
Sana aşık olanda
Aklı-fikri kaybettim.
Sandım; mehtap yüzündür,
Aranmamak ne acı, ne kadar yıpratıcı,
İnsan boş yere bekler bir büyük kurtarıcı,
Yaşlanmak insanların sanki en büyük suçu,
Kapım, pencerem açık kimleri bekliyorum.
Akşamlar perdelerde pençe pençe hayaldir,
Bana duymadığım bir tek söz söyle;
Sevgiler, saygılar, gönül üstüne.
Bırak hasbahçeler perişan olsun,
Sen şarkılar söyle bülbül üstüne.
Işıklar oynarken yanaklarınla,
Karayaslara değil, bayramlara sor beni,
Bayramlar… Yüreğimi püryan eden bayramlar…
Bayramlar tükenmeyen ateşlere kor beni,
Bayramlar… Gözyaşımı seyran eden bayramlar…
Herkes bayram ederken yaslarım yanımdadır,
Ben ne yaptım, ne ettim
Seni sevmekten başka?
Günahı ne gönlümün
Seni övmekten başka?
Belli; hasret kaderim,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!