Bana açılınca sırlar kapısı
Pireler denizi içerken gördüm.
Verildi elime ilmin tapusu,
En ağır filleri uçarken gördüm.
Bir güve tanıdım zarafetitle,
O gün ardınsıra canlar verirken
Götürdü rüzgarlar imdatlarımı.
Arkana bakmadan çekip giderken
İçerime gömdüm feryatlarımı.
Yüreğim kavruldu, yakıldı yandı,
Hakan 'ın kanı var, han daha güzel,
Mer 'ini kaldır at, can daha güzel,
Zi 'si güzel amma şan daha güzel;
Hazreti Zişan 'a hayran olmuşum.
Aklımı yöneltip arattığından,
Kalbim bir zavallı, inleyen bülbül,
Kavrulan göğsümün dar kafesinde.
Gözünde ne çiğdem, ne gül, ne bülbül,
Çırpınıp duruyor sın nefesinde.
Tellerden tellere çarpıp inliyor,
Yırtıp atma resmimi, bir kçşede yaşlansın,
Gözyaşını elimle sildiğimi unutma.
Resmime gülümse ki; yüreğim telaşlansın,
Seni candan yürekten sevdiğimi unutma.
Saçlarını tararken bir kristal aynada
Tanıyamaz oldum bu bulutları,
Çiseleyen bu ilkbahar yağmurunu,
Ağaçların beyaza kesmiş körpe çiçeklerini,
Çiçekleri serin serin kucaklayan güneşi,
Tanıyamaz oldum
Aralarında göremediğim için
Bırak elemlerde kalsın yüreğim,
Çıkarma kalbimden dikenlerini.
Ölünce ararsın zaten sevgilim,
Yaşarken hatırla, gel ara beni.
Zaman bir gitti mi bir daha dönmez,
Sarı saçlarına kul-kurban oldum,
Sen beni istemez, sevmez misin hiç?
Bir ömür peşinde koşup yoruldum,
Bir kerecik olsun övmez misin hiç?
Islak çimenlere güneş doğarken,
Sanma ki yeni çıktım bu kapının önüne,
Yıllardır eşiklerde böyle geçiyor ömrüm.
Benzetiyorum seni her bakıp gördüğüme,
Yıllardır eşiklerde böyle geçiyor ömrüm.
Dönersen bulma diye kapımı duvar gibi
Havaya bak, nice güzel,
Mehtap güzel, gece güzel,
Şive güzel, lehçe güzel,
Herşey güzel, sen olunca.
Rüzgar eser, fısıldaşır,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!