Böyle mi vururmuş bir bakış, yüreğinden insanı,
Böyle mi altı üstüne gelirmiş dünyanın,
İnsan böyle mi karayı ak, akı kara görürmüş
Binbir kavak yelleri eserken başında,
Bir ayağı maşrıkta,
Bir ayağı mağripteyken,
Ufuklar yine yandı tutuştu
Yanıp kavrulan yüreğim gibi,
Deniz yine kaldı kızıl alevler içinde,
Orman yine yüreğimin yangınlarıyla baş başa, imdatsız,
Yine seninle düştüm tükenmeyen yollara anam-babam,
Sen atlı
Ben yine yalnız kaldım bayramlar içinde,
Yine sisler, dumanlar arasında başım,
Yüce yüce dağlardan düşüyorum,
Yüce yüce kayalardan
Yerlere.
Duygusuz akşamların biryerlerindeyim
Ekmek zırh giyinmiş, elinde gürzü,
Unutturdu bize sünneti, farzı,
Peynir uzaklardan göz eden dürzü,
Demesek olmuyor, desek olmuyor.
Zeytin çoktan beri görünmez adam,
Akıl nefret eder zorba olandan,
Mazlumun başında heybetli olma.
Sinek ne koparır taştan, kayadan?
Zaloğlu Rüstem 'den kuvvetli olma.
Biriyle konuşsan dizine dokun,
Şarkı söyle, neş ‘elen; yakışmaz hüzün sana,
Gel de konuk olalım bir tükenmez akşama,
Gül, çınlasın kahkahan yıldızlı kubbelerde,
O körpe yüreğinle hüzünlerde yaşama.
Çile için değildir bu martılar, bu deniz,
Nefretler ediyorum senden uzak yerlerden,
Pis pis mutluluk kokuyor ortalık,
Pis pis misk kokuyor,
Pis pis güneş doğuyor birdenbire,
Güneş birdenbire pis pis batıyor,
Çevremde öylesine bol pislik var ki;
Arama; çürüdü, koptu ellerim,
Uzatma elini, tutamıyorum.
Dağıldı o parlak kara gözlerim,
Şimdi hiçbir yere bakamıyorum.
Bırak mezarımdan toprak savrulsun,
Deniz güneş altında bezendikçe pullarla
Adını dalgalara işlesem altınlarla,
Yaşasa senin adın sularda asırlarla
Ben tükenip çürüsem, baki kalan sen olsan.
Seni bir heykel gibi oysam mermer üstüne,
Elemli gecelerin
İndim derinlerine.
Izdırap kabus olup
Çullandı üzerime.
Yalvarıyorum sana;




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!