Benim, kulaklarındaki çınlama,
Benim, hançerendeki hıçkırık,
Güzel gözlerini bürüyen sis,
Yanaklarına süzülen yaşlar benim.
Benim, açık pencerendeki tülleri şişiren rüzgar,
Seni hüzünlere salan sonbahar,
Kıldan ince, kılıçtan keskin Sırat ‘lar üstündeyim,
Çekilip alınmış elimden bilcümle düzlükler,
Canımın bedenimden çekilip çıkarılması gibi bir şey,
Dört bir yanım uçurum, altım cehennem,
Koparıp atma derinlerdeyim yaşamla aramdaki bağı,
Yapışmışım ellerimle bir karasevdanın eteklerine,
Sevdan bana bir yakışıyor ki; sorma gitsin…
Körpe parmağa altın yüzük gibi,
Bileğe saat, kulağa küpe,
Süte kaymak,
Kaymağa bal gibi yakışıyor.
Olduğumdan çok daha genç oluyorum sevdanla,
Sevgi bir sorun olmasın aramızda,
Dünyada o kadar çok sorun var ki;
Dünyalar kadar inan ki.
Doğmak bir sorun,
Büyümek sorun,
Yaşamak, var olmak, sağ olmak sorun,
Ceylanlar ne kadar benziyor sana;
Onların yüzü de bu kadar güzel.
Çiçekli dalların aralarından
Kaynayıp seğirten su kadar güzel.
Sonbahar güneşi saçlarında sır,
Sizler benim diyetlerimsin gözyaşlarım,
Öylesine çıkarmışım gözlerimden, elimde olmaksızın,
Ne geri döndürebilirim, ne acıyabilirim,
Başımda dönüp dururken bu katasevda,
Yılan gibi çöreklenmişken bu boyun eğriliğim,
Yazılmış alnıma bu diyet, borç olarak,
Yine yaralandı yüreğim akşamın dar vaktinde
Seni anar anmaz, istemeyerek.
Yer yer başladı kanamaya yaralarım,
Gözlerim sislendi, ıslandı kirpiklerim
Ve yine hayaline tutunmaya çalıştı
Ellerim.
Yağmurlar kalbime yağıp duruyor
Yaktığın ateşi söndürmek için.
Aşkın yüreğime bağdaş kuruyor
Külleri ateşe döndürmek için.
Aşk ile ateşin dostluğu yaman,
Ay denize dalanda
Kaldım gümüş ummanda.
Sana aşık olanda
Aklı-fikri kaybettim.
Sandım; mehtap yüzündür,
Aranmamak ne acı, ne kadar yıpratıcı,
İnsan boş yere bekler bir büyük kurtarıcı,
Yaşlanmak insanların sanki en büyük suçu,
Kapım, pencerem açık kimleri bekliyorum.
Akşamlar perdelerde pençe pençe hayaldir,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!