Ekmek zırh giyinmiş, elinde gürzü,
Unutturdu bize sünneti, farzı,
Peynir uzaklardan göz eden dürzü,
Demesek olmuyor, desek olmuyor.
Zeytin çoktan beri görünmez adam,
Akıl nefret eder zorba olandan,
Mazlumun başında heybetli olma.
Sinek ne koparır taştan, kayadan?
Zaloğlu Rüstem 'den kuvvetli olma.
Biriyle konuşsan dizine dokun,
Şarkı söyle, neş ‘elen; yakışmaz hüzün sana,
Gel de konuk olalım bir tükenmez akşama,
Gül, çınlasın kahkahan yıldızlı kubbelerde,
O körpe yüreğinle hüzünlerde yaşama.
Çile için değildir bu martılar, bu deniz,
Nefretler ediyorum senden uzak yerlerden,
Pis pis mutluluk kokuyor ortalık,
Pis pis misk kokuyor,
Pis pis güneş doğuyor birdenbire,
Güneş birdenbire pis pis batıyor,
Çevremde öylesine bol pislik var ki;
Arama; çürüdü, koptu ellerim,
Uzatma elini, tutamıyorum.
Dağıldı o parlak kara gözlerim,
Şimdi hiçbir yere bakamıyorum.
Bırak mezarımdan toprak savrulsun,
Deniz güneş altında bezendikçe pullarla
Adını dalgalara işlesem altınlarla,
Yaşasa senin adın sularda asırlarla
Ben tükenip çürüsem, baki kalan sen olsan.
Seni bir heykel gibi oysam mermer üstüne,
Elemli gecelerin
İndim derinlerine.
Izdırap kabus olup
Çullandı üzerime.
Yalvarıyorum sana;
Kadehimi karasevdama kaldırıyorum,
Bu kankırmızı şarap karasevdamın şerefine,
Şarabım kırmızı, sevdam kara,
Zerre kadar acımadım be sevdaya harcadığım yıllara,
Bebek gibi besledi sevdamı çilelerim,
Ayrılığım,
Yine gözyaşı döktüm gece karanlığında,
Yaşımı göremedin, sesimi duyamadın.
Hasretini hissettim perperişan ruhumda,
Feryat eden kalbimin farkında olamadın.
Hayalinle avundum yalnızlıktan utanıp,
İçim çiçeklerle süslü bir baştan bir başa,
Çiçeklerim karasevdamın çiçekleri,
Çiçeklerim salkım salkım,
Çiçeklerim dal dal,
Çiçeklerim nakış nakış,
Çiçeklerim desen desen,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!