Sevgilimiz olmadan sevdiğimiz o günler
Ne bir deli günlermiş…
Ne bir dolu günlermiş…
Şarkılar; yüreklerimize saplanmış birer hançer,
Olmayan bir sevgilinin acısıyla
Arşınlayıp dururduk karanlık sokakları
Doğa tatlı mı tatlı,
Işık altın kanatlı,
Güneş doğar ve batar,
Gurublar şatafatlı.
Herşeyde bir başka hız,
Sefası, elemiyle
Seviyorum dünyayı.
Bayramı, matemiyle
Seviyorum dünyayı.
Irmağı, deresiyle,
Ardından yıllarca döktüm gözyaşı,
Gel artık sevgilim, kaçman hoş değil.
Kuşlarla süslenmiş pınarın başı,
Tek bir ağaç dalı, tek taş boş değil.
Eğil de sularda oyna yalakta,
Terk edilen sallar gibi kalmış ruhum kumlarda,
Yüzün ıslak mehtap gibi parıldayan sularda,
Yorgun kalbim hıçkırıyor gizli gizli, ard arda,
Sevenlerin kaderi bu; mutlu olmak imkansız.
Hiç geldiğin gittiğin yok, her gün böyle beklerim,
Gözümü yollardan ayıramadım,
Akan gözyaşımı durduramadım,
Çekip gittiğine inanamadım,
Bağrıma saplandın sanki bir mermi.
Sandım ki kırıldı kolum, ellerim,
Sonunda karasevdan işledi kemiklerime,
Özlemlerim yüreğime hançer hançer saplandı,
Acılarım hıçkırık hıçkırık hançeremde,
Azapların bedenime dikenli teller gibi sarılmış,
Beni selamete çıkaracak ne bir kapım,
Ne de bir pencerem
Ne hoş sana kavuşmak,
Tam yanına ulaşmak,
Zamanları durdurmak
En mutlu anımızda.
Sevda bir uğraş gibi,
İnkar mı edeceksin mazimizi tümüyle?
Bize yetecek kadar kahkaha atmadık mı?
Yoksa yaşamadık mı hayatı her yönüyle?
Sevdaya kendimizden hiçbir şey katmadık mı?
Balıklardan, pullardan, dalgalardan, kumlardan,
Yüreğimi yakan bu ateşleri
Sevdadan uzakta duran ne bilir?
Tenimde beliren ürperişleri
Sevdayı ellerden soran ne bilir.
Eller ne anlar ki bağrı yanandan,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!