Tanrı ‘ya yalvarıyorum ömrümü uzatsın diye,
uzatsın ki; seni daha bir çok seveyim,
daha bir uzun zaman seveyim,
daha bir çok tadayım seni sevmenin tadını.
Yanı sıra acılarım çoğalacakmış,
çilelerim,
Dallarda nar gibisin,
Yamaçta kar gibisin,
Her yerde var gibisin,
Lezzetlisin, tatlısın,
Yaman şatafatlısın.
Kerem ‘i bilir misin?
Neler neler çekmiş bir Aslı uğruna,
Yüreği dudağında
Ve gönlü ayağında,
Bir ah çekip kendi ateşiyle yanmış
Kerem dayanıksız insanmış,
Tükendi takatim, halim kalmadı,
Boş umut peşinde sürütme beni.
Körpe dallarımı kırdın savurdun,
Solgun yaprak gibi çürütme beni.
Sarı saçın gibi yelde savruldum,
Saçaklar altında kalalım böyle,
Yağsın bu yağmurlar doyana kadar.
Başın omuzumda fısılda, söyle,
Yüreğim sesini duyana kadar.
Islak saçlarında parlasın sular,
Yine kanamaya başladı yüreğim,
Akşam güneşi altında yer yer kanayan deniz gibi.
Ne serin rüzgarlar merhem oldu yaralarıma,
Ne durgun suları çimdikleyen yağmurlar,
Boşuna bağlamışım umutlarımı yorulmuş martılara;
Umarsız bakar bakar
Yakma yüreğimi; sen içindesin,
Yanan sen olursun o yansa bile.
Kalbimin bir hayli derinindesin,
Yanarsam yanarsın inan benimle.
Ruhum nasıl olmuş ruhunla özdeş,
Bir oy vardı, o da gitti,
Yandı cıbılın derisi.
Bir dönemlik kavga bitti,
Yandı cıbılın derisi.
Memur bekler ive,ive,
Ne biçim yanıyorum, yüreğim alev alev,
Sensiz geçen her günüm bağrımda hançer gibi.
Özlem sanki çevremi dört yandan saran bir dev,
Tutuşup yanıyorum kendimden geçer gibi.
Her geçen gün içimden birşeyler eksiliyor,
Ne bomboş günlermiş
Seni tanımadan geçirdiğim günler,
Sorumsuz, amaçsız, umutsuz, kaygısız günler,
Yattımmı yatardım gecelerden sabahlara kadar,
Sabah olmuş, akşam olmuş, gece olmuş, fark etmezdi,
Taşı gördüm taş olarak,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!