Şu anda çay içiyorsundur kirazların gölgesinde,
Yine elinde o ince belli, geniş ağızlı bardak vardır,
Ve beyaz örtülü, yuvarlak masada bir-iki çörek,
Belki beni dinliyorsundur
Gülerek.
Sensizlikten yine iki elim iki böğrümde,
Yine bir pabuçta iki ayağım,
Yine karman-çorman aklım-fikrim,
Gözlerim yine yollarda,
Yüreğim yine darda
Ve yine gözlerim ağlayıp duruyor yastıklara,
Bir harap değirmene döndüm senin peşinde;
Taşlarım arasında ömrümü öğütüyorum,
Bitmeyen uğultular içinde başım,
Habire hayallerini istifliyorum
Çuval çuval,
Var olduğum, olmadığım
37*
Baksı ‘da bir güzel gördüm,
Nazlı Sultanlar ‘a benzer.
Aslını-neslini sordum,
Dilbilmez lallara benzer.
Bırak beni acılarımla baş başa, zalim,
Bırak çilelerimle baş başa,
Girme artık sen dolu düşlerime,
Dolaşma yanımda-yöremde hayalin olup,
Halıda desen, kilimde nakış olup görünme gözlerime,
Sana gelen yol olup çıkma yoluma,
Yapraklar gönderdim sana rüzgarla
Ve daldan süzülen ince bir yağmur.
Hangi rengi görsen hatırla beni;
Renksiz hatırlamak bir hayli zordur.
Gökler deniz gibi, ay bir tekerlek,
Gönlümde yer kalmadı
Yabanlara, ellere.
Aklım hiç uslanmadı
Yine senle elele.
Sen benim tek aşkımsın,
Bana avucunla bir yudum su ver,
İçeyim yüreğim kanarcasına.
Seni öylesine candan sevdim ki;
İçerim kavrulup yanarcasına.
Ne ki hayal etsem tutuşuyorum,
Gurubu benzetsem yanlış mıdır
Yaralı yüreğime?
Çiseleyen yağmuru gözyaşlarıma,
Rüzgarı söz dinlemeyen gönlüme
Ve denizi
Dilime?
Aslı 'dan söz etme, Kerem 'den söz et,
Zira ateşlerde kavrulan odur.
Seven gönüllere Kerem 'i öğret;
Külleri göklere savrulan odur.
Aslı 'nın hüneri kibir ile naz,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!