Selam sana anam-babam, selam sana,
Ben sevda bağbanıyım, geldim işte ta pencerene,
Sana turfandalarımı getirdim karasevda bağlarımdan,
Bir ömür boyu gözyaşlarımla suladığım turfandalarımı,
Çapa çapa çapaladığım, yürek yürek budadığım,
Elvan elvan renk verdiğim turfandalarımı,
Karasevdan güneşi güneş yapan şey,
denizi deniz yapan,
suyu su yapan,
alkanlar içindeki gurubu kutsal bir tabloya çeviren,
rüzgara rüzgar, yağmura yağmur tadı veren şey.
Seni seversem esip gidebiliyorum rüzgarla,
Çalınca düdüğü böyle trenler
Sanıyorum yine uzaklardasın.
Korkuyorum dönmez çekip gidenler,
Çünkü hasret dolu dudaklardasın.
Bakınca çocuklar hep gülücükle,
İnce, uzun bir yolda değilim,
Gitmiyorum gündüz-gece,
Eskimiş bir tahta köprünün tam ortasındayım.
Geriye gidemem, menzil uzun,
Gözüm kesmez.
İleriye gidemem, yolum tükenir.
Sakın hiç kimseyi hafife alma;
Ummadığın taşlar ne başlar yarar.
Batacak sandalı ummana salma;
Ummadığın taşlar ne başlar yarar.
Kola her takılan kolçak değildir,
Bunlar çam kokusu değil, senin kokun,
Dalga dalga, buram buram alınmış saçlarından,
Bunlar sedefin rengi değil, senin rengin,
Yüzünden, ellerinden, tırnaklarından nişane,
Gerçekte benim aradığım sensin, anam-babam,
Ötesi
Ben bir başıma olduğumda, inan ki; üç başımayım:
Senden yana olan ben,
Benden yana olan ben
Ve sen.
Ondan öte Tanrı ‘nın hiçbir tek kulu,
Habire cebelleşip duruyoruz birbirimizle,
Bugün de bir, yarın da
Bu hasret diyarında.
Bir damla yaşın kalmış
Gözümün pınarında.
Çilelerim sendendir,
Taş doğursaydı anam, beni doğuracağına;
Ben yine seni bilir, seni severdim,
Dayanırdım kahrına taş gibi, anam-babam,
Uğrunda taş taş olurdum,
Aldırış bile etmezdim attığın taşlara,
Varsın bedenim virane olsun,
Sana yakışmayan tek şey ızdırap,
Muzdarip olunca çok soluyorsun.
Betin-benzin uçuk, gözlerin harap,
Sinip sığınacak yer arıyorsun.
Ne gül umurunda ne de karanfil,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!