Yanıyorum gerçek diye,
Adım konsun koçak diye,
Herbir diken bıçak diye
Yüreğime saplanıyor.
Perdelerin içindeyim,
Kalbim seni özlemiş,
Sana selam söylemiş,
Bir de sevda göndermiş,
Zeval olmaz elçiye.
Gözüm sana hasretmiş,
Öyle sırt döndü ki sevdiğim bana,
En büyük darbeyi yemişe döndüm.
Kimseler gelmedi hiç imdadıma,
Zehirli yılanı sevmişe döndüm.
Ben onu hep sevdim, o hep ağlattı,
Düştü gönlüme ateş yağmurlu bir akşamda,
Sandım kan içindeyim; parça parça yüreğim.
Ben yitirdim yönümü seni gördüğüm anda,
Sandım yağmur altında can verip öleceğim.
Senin için terk ettim her şeyimi bir anda,
Beni ateşlere atabilir misiniz, ifritler?
Sele-suya verebilir misiniz?
Çakabilir misiniz avuçlarımın ortasından çarmıhlara?
Kurda-kuşa verebilir misiniz?
Teslim edebilir misiniz akreplere, yılanlara?
Kaldırıp bırakabilir misiniz uçurumlardan aşağı?
Toka takma başına,
Bir gül, Tanrı aşkına,
Razıyım senin için
Ölsem boşuboşuna.
Sevdim yürekten seni,
Saçların tarlada boy atmış buğday,
Çatılır kaşların asla durmadan.
Sen durgun denize yeni doğan ay,
Yüzüne bakmaya yetmiyor zaman.
Ellerin yumuşak kuşun tüyünden,
Saçın dalgalanan başaklar gibi,
Sesin bir pürüzsüz şadırvanda su.
Hüzünlü gözlerin sır saklar gibi,
Yüzün fildişinden oyma doğrusu.
Şarkılar çevrende ebemkuşağı,
Yüzünle ışıksın, saçınla nursun,
Çok fazla yaklaşma, kavuracaksın.
Cömert bakışların az uzak dursun,
Külümü göklere savuracaksın.
Bakışın bir alev, gülüşün yangın,
Bir koca gün daha geçti üzerimden,
İçine tüm geçmişi sığdırdığım bir koskoca gün,
Devrilip yerlere yığıldı köhnemiş kale surları gibi,
Geçmiş yeniden dillendi bir körpe günün sabahında,
Dillendi, dillendi, dillendi,
Sanki bir günü yüzyıl kadar yaşayacağım




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!