XL
ve hiçbir şey anlamayan hiçbir şey hatırlamayacak
yaralarını bakır levhalarla süsleyen bir zaman hakkında
fakat kalan neyse kök salmayacak belleksiz
XV
davullar yürür sabah ışığının idam alanında
ve bir beden uyanır sönmüş bir ruhun aylasında
nereye ait olduğunu bilmez bir elin renkleri solar
XVI
ölüme yürüyen kaldırır bir deri bir kemik elini
vadi üstünde dönerek kayan bir uyarı için
boşluğun buzsu tınlamaları kamçılar adamın safiyetini
XVII
bilincin sert ışığında adamın titrediğini gördüm
uzuvlarına deniz kabuklarını ve yeşilliği damlatırken algler
dört siyah gün boyunca nefesini tuttuğunu gördüm
XVIII
sararan dalgada loş resmini gördüm
ve bir avuç yitik huzurun sınırsızlığını
çökmüş gökler gördüm yanan ayaklarının yanında
XX
bilmeyiz ölüm neyi silkeler adamın yeninden
güve yeniği bir bilmece bir harita tamahkâr bin göz için
herkesin duyduğu fakat kimsenin anlamadığı bir ejderhanın müziği
XXI
ne olduğunu bilmeden sevmek dinlemek sessizce
yılmaz maymuncuğunun sesini gerçekliğin
içinde bir okşayışı saklamak ve hissetmek
XXII
dingin bir kuyuymuş gibi düşlerinle doluyor oda
gecenin tohumu kocaman büyüyor gizli ellerde
yüreğinde güven içinde uyuyor çürümenin yaprakları
XXIII
sızlanır sıkışık yürek fakat güneş yanığıyla ışıtır
aşkın bıçakla yarılmış profilindeki yara izlerini
ve bu yüzden düşer huş ağacının sarı madalyonu
XXIV
ve bilinçaltındaki sevgini ne yaptın diye soruyor kadın
ve doğanın gri gözü kaybediyor kerametini
ve her şey fışkırıyor topraktan ırmağın ve mezarın




-
Esel Arslan
Tüm YorumlarEdebiyatın böylesine ayaklara düşürüldüğü
ülkeme damla damla uzaklardan gönderdiğiniz çeviriler
biz şiir severlere gürül gürül akan ırmaklar oluyor.
Sonsuz teşekkürler,sevgi ve saygılarımla