XXIX
uzaklarda okyanusta sallanır Medusa’nın başı
bozlaşmış yılanlarla ve sonsuz üzüncün gözetleme yeriyle
anımsarız tanırız yeniden biraderlerimizin kanını
XXV
büzülmüş gül için vızıldar sadık arı
kuduruk köpek batmış fırtınanın gırtlağından içer
ve taşır gelinini güverteye uçan hollandalı
XXVI
şafağın kukuletasında zangırdayıp titrer sevenlerin ayrılığı
kanayan aşkta harlanır kavrulmuş inançları
ve toprak yakalar ateşi ve yakar onların gözlerini
XXVII
izlersin güneşin manzarasındaki güvercinlerin son yolculuğunu
ve ölümün kulağındaki uçarı dansını mührün
burada bu yalnızlıkta açılır ruhun tavan kapağı
XXVIII
ateş etmek bir düşmana ve bir sigara sarmak
alazlanmak ve sönmek fırtınadaki bir deniz feneri misali
ilgilerin ağında oturmak bir sinek gibi
XXX
karabasanın ölçüsü yanında ileri atılır aslan
ölüm anında tadını çıkarır özgürlüğünün
büyülendiğimizden ve saçlarımızdan sürüklendiğimizden beri
Yaşlı Hanımefendilerin Evi
Siyahlar içinde bölüm bölüm, böcekler gibi,
Kırılgandır antika çömlek misali
Ki paramparça etmeye bir nefes yeterli,
O yaşlı kadınlar sürünerek çıkarlar
Eski dükkânlarla, cicili bicili tentelerle çevrelenmiş
Küçük bir boyalı meydan var içimde.
Ve dükkânların önünde oturup sigara içer, güneş içer,
Bluzlarının yakaları açık yaşlı adamlar.
Düşüncelerimdir benim o yaşlı adamlar:
Ve her akşam gelirim onlara,
Yüreğin gecesinde
kımıldayan ve düşen
ve çatlayan ve sessizlikte suyunu akıtan
adının yavaş damlası.
Hafif yarasını özler bir şey
Bina kapalı. Güneş sızıyor camlardan
ve insan yazgılarının ağırlığını taşıyabilecek kadar güçlü
yazı masalarının üst kısımlarını ısıtıyor.
Dışarıdayız bugün, o uzun geniş yamaçta.
Siyah giysiler giymiş bir çok kişi. Durulabilir güneşte ve kapatılır gözler




-
Esel Arslan
Tüm YorumlarEdebiyatın böylesine ayaklara düşürüldüğü
ülkeme damla damla uzaklardan gönderdiğiniz çeviriler
biz şiir severlere gürül gürül akan ırmaklar oluyor.
Sonsuz teşekkürler,sevgi ve saygılarımla