Bir peçeye döndürmekte geceyi
Boz altın ağları ay’ın,
Sürüklemekte bir gölde uyuyan
Kıyı ışıkları sarı salkım filizlerini.
Bir ad - O’nun adı -
Yalnızlık
Burada Şubat ayında bir akşam neredeyse ölecektim.
Yolun yanlış tarafına doğru, yanlamasına kayıyordu
araba donmuş kırağı üstünde. Karşıdan geliyordu arabalar -
farlar – hayli yaklaşmıştı.
Yalnızlık
Hayli karanlık bugün; yağmurun arasından
görünmüyor dağ. Hayatı yeraltına sürükleyen
yağmurdur tek ses.
Ve yağmurla birlikte gelir soğuk.
Yalnızlık bir yağmur gibidir.
Denizden akşamlara yükselir;
uzak ve ıssız ovalardan esip gelir,
çıkar göğe, her zamanki yerine.
Ve düşer gökten kentin üstüne.
İlişkinin sonu ölümdür hep.
Kadın atölyemdir benim. Kaypak gözlü,
kabilemin ve nefesimin dışında
gittiğini saptar. Korkuturum
sadık kalanları. Casusum ben.
Gecede yalnızım, yatakla evliyim.
Uzanarak dün gece
Düşünerek
Suyun susamadığı
Ve ekmeğin taş olmadığı yerde
Ruhuma nasıl bir ev bulacağımı
Bir kanıya vardım en sonunda
Yangın Şarkısı
Yeşil doğmuşuz biz
bu yanlış bahçeye,
fakat bir otlubağa misali siğilleşmiş benekli çalılıkta,
usulca sokulur koruyucumuz kötü niyetle,
Trompetler çaldığında
her şey düzenlenmişti dünyada,
ve Yehova bölüştürmüştü dünyayı
Coca Cola, Anaconda,
Ford ve diğer şirketler arasında:
Meyve Şirketi
Unuttuğum erdemlerden yeni bir giysi
dikebilir miyim kendime?
Niçin en güzeli ırmakların
tam da Fransa’da akıyor?
Unutulmuş Kaptan
Çok fazla gölgemiz vardır bizim. Eve gidiyordum
bir Eylül gecesi kalktığında Y
mezarından kırk yıl sonra
ve bana eşlik ettiğinde.




-
Esel Arslan
Tüm YorumlarEdebiyatın böylesine ayaklara düşürüldüğü
ülkeme damla damla uzaklardan gönderdiğiniz çeviriler
biz şiir severlere gürül gürül akan ırmaklar oluyor.
Sonsuz teşekkürler,sevgi ve saygılarımla