İsmail Aksoy Şiirleri - Şair İsmail Aksoy

İsmail Aksoy

Tekmil beyaz dişleriyle
kime gülümser pirinç?

Niçin görünmez mürekkeple
yazılır karanlık zamanlarda?

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Çamur, nasıl da cıvıksın, ey çamur! –
Ecnebi kahve gibi kesif, ve yumruklayan bir nabız.
Konuş, konuş! Kimdi o?
Bağırsak nabzıdır bu, hazmı kolay olan şeylerin aşığı.
Bu heceleri elde edebilmiş kişidir o.

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Teleskop

Gözünü uzaklaştırdıktan sonra
nerede olduğunu unuttuğun bir an vardır;
çünkü yaşamaktaydın, galiba
başka bir yerde, gece göğünün sessizliğinde.

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Yıldızların arasındaki metalden bu şey
sürdürecek dolanıp durmayı,
ve vahşilik yapmaya gidecek
bitkin adamlar uysal aya
ve bulacaklar kendi eczanelerini orada.

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Küçük gelincikler, cehennemin küçük alevleri,
Zarar vermez misiniz?

Titreşirsiniz. Dokunamam sizlere.
Ellerimi alevlerin arasına koyarım. Hiçbir şey yanmaz.

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Temmuz’da Soluklanış

O yüksek ağaçların altında sırt üstü yatan
onların tepesindedir de. Binlerce ince dalda toparlanır o kişi
damla damla, sallanır ileri ve geri,
ağır çekimde serbest bırakılan bir fırlatma koltuğunda oturur.

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Gel hanım, cilası gitmiş
Şu kararmış tencereyi getir
Ve bu onarım ustasının düzeltip
Şekillendireceği bütün tavaları.
Gümüş tabaktaki
Her bir sakatlığı düzeltirim,

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Aramadı mı şu ya da öbür gün seni, şafağın dişleriyle
filizlenmiş bir gün, ölümün tıkırtısından doğmuş,
seçilmiş üzümlerden bir gün aramadı mı
zırhını, tenini, anakaranı,
yıkamak için ayaklarını, sağlığını, tamamlanmışlığını?

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Elzevir baskısı kitap sayfaları arasında bit gibi uyudu
başka insanlar; aralarında
tartışıyorlardı bu yeni çıkmış kitapları
futbol tartışır gibi, bazı goller atar gibi.
Fakat o zaman çağıldamıştık şarkıyla ortasında ilkbaharın
And dağlarının taşlarını kendiyle sürükleyen ırmaklar boyunca

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Üzümlerin sonbaharı bu.
Sayısız salkım titreşti.
Beyaz, peçeli salkımlar
yapışıyordu şirin parmaklarına
ve mavi üzümler doldurdu
hafif dolgun memelerini

Devamını Oku