Şiirsiz bir gün.
Fakat bak şuraya:
Şeytan-çiçekleri,
taşlar arasındaki çimen,
yont-kuşu,
saçlarındaki rüzgâr
Ey güller arasındaki kız, ey güvercinlerin sıkışıklığı,
ey balıktan ve gül çalısından hapishane,
ruhun susamış tuzla dolu bir şişedir
ve üzümlü bir çan tenin.
Ne yazık sadece tırnaklar var sana verecek,
Sılaya Varmalıyız
Sılaya varmalıyız! Neden böyle aylakça dolaşırız? –
Bilmeyiz ki sıla nerededir, sıladan onca uzağız, –
Sadece çocukların yüzlerinde – ve o annenin yüzünde –
Yani elmaların çiçeklendiği bazı güzel yerlerde
Görürüm siyah, sonsuz mürekkep nasıl da
Damlar ölümsüz kalemimden – ah, akıp gitsin!
Niçin duraksayalım ki düşündüğüm şey için?
Söylediğim şey yeterlidir bahtıma.
Yeterlidir bir zaman birlikte olmamıza;
Londra'dan geldi Mr. North.
Güherçile-zenginidir O.
Önceleri bozkırda çalıştı bir zaman
ırgat olarak,
ne ki yükseldi sonra ve kayboldu ortadan.
Trompetler çaldığında
her şey düzenlenmişti dünyada,
ve Yehova bölüştürmüştü dünyayı
Coca Cola, Anaconda,
Ford ve diğer şirketler arasında:
Meyve Şirketi
Unuttuğum erdemlerden yeni bir giysi
dikebilir miyim kendime?
Niçin en güzeli ırmakların
tam da Fransa’da akıyor?
Unutulmuş Kaptan
Çok fazla gölgemiz vardır bizim. Eve gidiyordum
bir Eylül gecesi kalktığında Y
mezarından kırk yıl sonra
ve bana eşlik ettiğinde.
Ey güzel Portekiz,
meyve ve çiçek sepeti,
okyanusun gümüş gri kıyılarında
belirdiğinde,
Avrupa’nın deniz köpüğünün ortasında,
o altın renkli lirle
Bilmeni istediğim
bir şey var:
Biliyorsun nasıl olduğunu:
baktığımda
kristal aya, ikircikli güzün




-
Esel Arslan
Tüm YorumlarEdebiyatın böylesine ayaklara düşürüldüğü
ülkeme damla damla uzaklardan gönderdiğiniz çeviriler
biz şiir severlere gürül gürül akan ırmaklar oluyor.
Sonsuz teşekkürler,sevgi ve saygılarımla