İstiflenmiş banknotların
bayraklarını izleyen
servetten doğdu genelev:
başkentin saygıdeğer
mağaraları, çağımın gemisindeki
soğuk odacıklar.
Ey uğursuz, ne ateş ne de volkansı cadının yuvasındaki
kaynayan sirke, ya da yiyip tüketen buz
ya da ölü bir kadının sesiyle havlayan, ağlayan
ve karnını tırmalayan o çürümüş kaplumbağa
avlarken nişan yüzüğünü ve boynu vurulmuş çocuğun oyuncağını,
karanlık ve mahvedilmiş bir kapıdan
San Jose’de demiryolu avlusunda
bir depo fabrikası önünde
dolandım keder içinde
ve oturdum bir bankta
makasçı barakası yakınında.
Fahişe Şarkısı
Ak ayazın ve o denli değerli olmayan
Bütün yeşil düşlerin gitmesiyle,
Cılız bir günün çalışmasından sonra
Zaman gelir bakar bu murdar kaltağa:
Fakat bir konuk buldular evde,
ya da yeni gözlerle gelmişlerdi (ya da önce kördüler)
ya da fırlayan dallar çizdi onların göz kapaklarını
ya da yeni durumlar egemenleşti Amerikan toprağında.
Seninle birlikte savaşan dirençli ve güleç
zencilere bak bir kez:
Kıtırdatmakta bir eriği
sokakta bir kese kağıdı
dolusu onlardan elinde
Tadını çok beğeniyor
Tadını çok
Fark ettin mi güzün
sarı bir ineğe benzediğini?
Ve sonra nasıl da benzer
güz hayvanı kara bir iskelete?
Gözler açıkken de
Dinleyebilir insan müziği.
Ne ki inanmıyorlar kendi şarkılarına!
Verilmiş bana
bir hayvan ruhu
Kocaman gözlerle bakarsam sana
şunu bil:
Verilmiş ölümüm ben
ödül olarak verilmiş güzellik
Korkudan ağlayabilseydim ıssız bir evde,
söküp yiyebilseydim gözlerimi,
sesinin hüzünlü portakal ağacı için yapardım bunu,
ve çığlıklarda yükselen şiirin için.
Değil mi ki senden ötürü boyuyorlar maviye hastaneleri




-
Esel Arslan
Tüm YorumlarEdebiyatın böylesine ayaklara düşürüldüğü
ülkeme damla damla uzaklardan gönderdiğiniz çeviriler
biz şiir severlere gürül gürül akan ırmaklar oluyor.
Sonsuz teşekkürler,sevgi ve saygılarımla