Görkemli ölüm çağırdı beni bir çok kez:
dalgalardaki görünmez tuzdu O,
ve farkedilmez tadındaki yayılan şey
uçurum ve doruğun parçaları gibiydi
ya da rüzgâr ve yağmurdan kocaman evlerdi.
Git bul O’nu ve geleceğimi söyle
Bütün nezaketinle,
Ey her daim bir düğün şarkısı şakıyan
Baharatların yeli.
Ah, tezcek es kara topraklardan
Ve koş denizin üstünden
Giymiş sevdiğim incecik bir entari
Elma ağaçlarının arasında,
Şen şakrak rüzgârlar esmeyi
Arzular topluca orada.
Hoyrat rüzgârların taze yapraklara
Kurtarıcılar, bu Amerika'nın
üzerindeki şafakta, sabahın
ıssızlaştırılmış karanlığında,
halklarımın sonsuz yaprağını
sunuyorum sana ve sevinci
kavganın her bir anından.
“Efsaneler ve Mirolóyiler”den
22
Paçavralar içinde yürümek
kirli ellerle
“Efsaneler ve Mirolóyiler”den
9
Kendine –
süvari olarak, çeşnicibaşı olarak,
Düzeltiyor aynadaki görüntüsünü ördek
özenle gece için.
Nihâyet gerçek bir dikkat
Saz şarkıcısının yalazlı sedaları için.
Sus pus olmuş millet ve dinliyor patikayı,
sokuyor sivrisinekler herkesi evde,
Manuela Beltran'dı bu kadın
(yıktığında zalimin yasalarını
ve bağırdığında: 'Zorbalara ölüm! ' diye.)
sanki yeni mısır-tohumları serpti
toprağımızın üstüne.
Nueva Granada'da oldu bu, El Socorro
Gecenin geç saatinde, bütün yaşamın ortasında,
gözyaşından kağıda, giysiden giysiye,
dolaşırdım bu zalim günlerde.
Peşimdeydi polis
ve kristal aydınlığı saatte, yalnız
yıldızların yabanıllığında,
Ex Ponto
Uzaktadır gök
Görmedim onu
Fakat gördüm cehennemi
yakındır her daim




-
Esel Arslan
Tüm YorumlarEdebiyatın böylesine ayaklara düşürüldüğü
ülkeme damla damla uzaklardan gönderdiğiniz çeviriler
biz şiir severlere gürül gürül akan ırmaklar oluyor.
Sonsuz teşekkürler,sevgi ve saygılarımla