İnsan nisyanmış
Nasıl bir şey ki unutmak
Sokakta, alelade birisi mümkündür
Mümkündür, öylesine şeyleri unutmak
Avucundaki izleri insan,
Hafızasını neyle kazıyacak
Yelkenlerimi açıyorum
Usul bir rüzgâra doğru
Ne telaşım olabilir ki
Kırmızı gülün yapraklarına dokunmaktan başka
Hani diyorum
Uzaklarda
Gölgeleri takip eden, küçük kızın yanıp sönen kirpikleri
Kırmızı lekeler bırakıyor buğulu camlara
Kan; ya sızıyor kaldırımın kenarından
ya da bir kuduzun dişlerinde
Hayal kuruyor cinayet izleri silercesine
Tüfeklerini sürükleyen askerlerin ölgün bakışlarında çığlık
Sen bebeğim, manolyam
Duru su gibi parmaklarımdan aksan
Ve yüreğime süzülsen gizemle
Öpsem beyaz çiçek yanaklarından
Hiç doymasam sabah olsa
Karadeniz dalgası çıkana dek
Ezan sesini takip ediyordum
Yorgun ayak izlerimi rüzgâra bırakarak
Martıları yakalardım ayaklarından.
Günahlarımın ağırlığını derimin altında taşırdım
Dünya üzerime yıkılır, altında can verirdim.
Ne çok meğerim birikti
Çok zaman aldı omurgam olduğunu anlamak
Bozuldu yağmurun kokusu
Sen yoksun ağzımda bir acı tat
Mezarı meçhul tebessümsün
Kıymışım sana meğer bilemedim
Yokuştaki çimenleri ezerek çıkıyorsun
aniden önüne fırlayan kayalıklarla
konuşmakta köpüren deniz suyu
karabataklara karışan eden yok
demekki yalnızsın
ufka baksan uzaklaşan gemi
Bir şarkının bölük pörçük dinlenilen mısraları;
Akla gelip giden şeyler
Uzak bir yola gitmek
Rüyanın tabirini anlatmak sanki
Biz şehrin ilk yanan lambalarıydık
Usulca gökkuşağı emerdi tenimiz
Küçülen gözbebeklerimizin büyülü ışıltılarıyla
Doğardı güneş
Yıllar uslanmaz, çılgın
Göğsümüzün solunda sızı
Ve işte yıkılıyor dünya hemen yanıma
Yağmur yağıyor,
her damlanın içinde görmekteyim;
küçülmüş hatalarım ufkumu karartıyor
Kendi yüreğime dokunmaktan uzakta
Umur niyetine saydıklarım kaymakta parmaklarımın arasından




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!