Kaf dağının zirvesi kardan ak oddan sıcak
Gölgesi uzar gider Leyla’nın vahasına
Buraya yolu düşen ya yanıp ya donacak
Gece yarıdan sonra çiğ düşer yarasına
Mini bir gülüşünle bir anda her şey aşk oluyor
Karmaşık sisteminle beni sen mest ediyorsun
Gümüş sesin keman gibi kalbimi tir tir titretiyor
Bazen de bana Çin’den daha uzak oluyorsun
Geceler duvar gibi gel geçelim aşk âlemine
Güneşi taşıyorum gecelerce
Sen benim göğsüme böyle ne yaptın
Ney gibi ürperirim perde perde
Sen benim göğsüme böyle ne yaptın
*
Sevda menziline girdim şu anda
sen benim yerime ağlayamazsın
henüz yazılmamışların mürekkebinde
okuduğum her kitabın her satırında sen
her yudum suyum her dilim ekmeğimdesin
turuncu bir bulut yığını halinde
erik gibi de olsa gözlerin
AL GÜLDEKİ İZİNİ, Şİ’RDEKİ SEMBOLLERİ
BİRER BİRER YOLARAK SENİ UNUTACAĞIM
AKİBETİM GEÇSE DE, ÇÖL VE ŞEHİRLERDE
LEYLA DA OLSAN ARTIK; SENİ UNUTACAĞIM
HASRETİN ILGIT ILGIT KONARKEN AKŞAMLARA
boydan boya bir ıssızlıktır sensizlik
bir durgunluk çöker bütün saatlere
güneşle derdim yok ışığı söner kalbin
seni anmak kolay değil öğle üst üste
bakışımı gözlerinle ağırlaman gerek.
Cesur kelimelerle yürümeliyim
Genç kalmalı aynadaki iskeletim
Aciz bir şikâyet yaraşmaz aşka
Göğün örtüsünü sıyırınca biraz
Mecnun aşkından rivayet ederiz
Çiçekten önce vakti duyur bana
Ben, on yaşına kadar biz üç kişilik bir aileydik; rahmetli annem, babam ve ben..
Bilhassa sonbaharın sonlarına, benim de tam çocukluğuma denk gelen ramazanları yoğun olarak hatırlıyor ve terennüm ediyorum.
Elli haneli geniş bir aile gibiydi köyümüz, hemen herkes aynı halli, ağa gil derdik o aile biraz farklıydı, onları da Allah öyle yaratmış gibi bir kader düzlemi içinde algılar, yaşıtımız çocukları olmadığı için de moral ve sinir bozucu boyutu bizim kuşak için geçerli değildi..
Ramazan, inancın en yaşamsal en katı ve en genel tablosuydu, sonbahar ve kış sahurlarında annem genelde kuru biber kızartması, baş yemek her daim bulgur pilavı, küçük bir demliğimiz vardı onunla çay yapılırdı, annem çayı benim hatırım için yaptığını, ....bu çağa olmasa çay yapmam ....diye komşulara anlattığından biliyorum..
Çalı, çırpı ve tezekle, ocak veya sobada yemek pişirirdi, yemekleri tavada yapar çay ayrı bir külfetti, genelde rahmetli ninem bol miktarda ramazan öncesi komşularla tandır ekmeği yaparlardı, onu ıslatarak sahurda yemek güzeldi, benim bu bahsettigim tarihlerde ipragaz yoktu gaz ocağı da seyrek olarak bulunuyordu.
Kalbime çarpınca; revnak bir sevda
Leyliden, şafağı zor ayıklarım
Bir ceylan dilidir, gezer yaramda
Yeni hayat ister; dip dalgalarım
Kalbime çarpınca; revnak bir sevda
Baygın düşer rindaneler herkes kendini arar durur
Teganniler gök kubbede şol semayı sarar durur
Son gece ben de icabet ettim o şuara meclise
Aşktan şikâyet sadır olmaz herkes derdine yanar durur




-
Ahmet Vural
-
Hasan Turgut
-
Naime Özeren
Tüm YorumlarBütün şiirlerinizi de zevkle okuyor takip ediyoruz..sizin siiire olan tutkunuz okuyucularınıza da sirayet ediyor ve şiiri sevdiriyor.İlhamınız gani kaleminiz daim yazar olsun.Sizi tebrik ediyorum.Saygı ve sevgilerimle...
Sizi sarıkaya şiir söleni de tanıma ve şiir kitabınızı okuma fırsatım.oldu çok değerli ve çok kaliteli bir kişilik ve ruha sahipsiniz değerli üstad adıma imzalamış olduğunuz SIR SIZINTISI hala baş ucu kitabım olarak manevi bir degerde ..selammsaygim dualrimla değerli kalem
Bu, muhteşem bir şiir değerli dost.Sır, gizdir. Bir zerresi bile sızsa artık sır olmaktan çıkar. Ama iyi ki sızmış ta dizelere dökülmüş, bizlere kadar ulaşmış.Sanki, ustalar yazarsa işte böyle yazar diyordu şiir, okurlarına.Kutlarım güçlü kaleminizi ve yüreğinizi...Diğer şiirleriniz gibi bu şiiriniz ...