İlhami Bulut Şiirleri - Şair İlhami Bulut

İlhami Bulut

Acep; bir bülbül inadına mı; bu gül-ü zara yazdılar
Yoksa, ervah-ı ezelden mi benim bu bahtımı kara yazdılar

Bir fısıldaşma başladı bir ara o sır meclisinde
Demek dönüp dolaşıp beni bu aşk-ı nara yazdılar

Devamını Oku
İlhami Bulut

hani kalbimi doldurmaya gelecektin
nice pozlar verdim noksanlığına
ve nice ateş adımları adımladım
annemin ölüsünden kalkan toz
kıvılcımlı ok gibi güleç yüzünde
ve/ve kuraklaşan çığlıklar içinde

Devamını Oku
İlhami Bulut

Şiir ok gibidir çuvala sığmaz öyle
Bazen ağıt bazen ninnidir menzili
Çocukta boncuk boncuk gözyaşı
Hünkara yular olur, garibe teselli
Kalbi içerden açan kapı zilidir şiir
*

Devamını Oku
İlhami Bulut

Şiirde terakki için ittihat şart değildir. Elbet bu bir yargı değil, ne önerme ne hipotez ne de kanun.

Şu kadar ki, şiir çok karmaşık bir dil olgusu ve örgüsüdür.

Erişkinlerin gündelik dili nasıl ki emeklemeye başlayan bir çocuğa karmaşık gelir ve öğrendiği her kelime ve kavramla büyülenir ve onu zevk ve heyecanla tekrar etmeye çalışırsa bana göre şiir de; yetişkinlere benzer bir hazzı telkin etmelidir.

Devamını Oku
İlhami Bulut



Rahman ve rahim olan; Yüce Allah’ın bu eşsiz sıfat ve merhametinden anneye düşen payı düşünecek olursak;
Bir insana, hayatı boyunca; en yakın ve en güvenli adres annedir.
Anne sevgisi doğumla birlikte bir nevi hazır set halinde insana ikram edilir; tabi kişinin karakterine göre de daha sonra şekil alır.
Dünyada sadece iki annesiz insan; Adem Babamız ve Havva Annemiz var iken; babasız olarak dünyaya gelen insan sayısı İsa Peygamberle birlikte üçtür.

Devamını Oku
İlhami Bulut

Her canlı ölümü tadacaktır, bu ilahi hüküm; her daim, boynumuzda asılı bir ferman gibi durmaktadır.
Her an görevli melek (Azrail) tarafından hayat sandalyemiz tekmelenebilir.
Hayat meşakkati, gözü karartan aşk ve sevgi gibi olgularla cüret bularak; ölümü unuturcasına hayata sarılırız.
Başımız hafifçe de olsa; bir yere çarptığımızda ve/veya buna benzer, rahatsızlık gibi ölümü hatırlatıcı nedenlerle aklımız başımıza korkuyla büzülerek toplanı verir hemen.
İbret isterseniz ölüm yeter diyen Kutlu Peygamberimiz; ayrıca, yarın ölecekmişsin gibi ahirete, hiç ölmeyecekmişsin gibi de; dünyaya çalışacaksın düsturunu şiar edinmemizi istemektedir.
Şimdi gelelim ölüm vakasının şiirimizde nasıl su yüzüne çıktığına;

Devamını Oku
İlhami Bulut


ve bu gün günlerden eylül
ki şiirin doğum günü bu gün
gel bizimle birlikte yaşa şiir
aşkın nidası duyulsun her gün

Devamını Oku
İlhami Bulut

Yeryüzünde şiirin ilk kontağını açan kim, kim başlatmış şiiri, buna değinmeden önce; şiir sanatı üzerine biraz irdeleme gerekir; herkesin kendince tanımladığı, şiirin kesin olan yönü, dil düzeneği ile duygu güzergâhında çizdiği valslar olsa gerek.

Dil düzeneğinde; hangi aksamlar yer alır, gönül, ruh, zihin, us, hafıza, bellek bunlar okuyucuyu çok ilgilendirmez; nasıl ki, uçağa bindiğimizde biz uçağın koltuklarına, konforuna bakarız, oysa uçağın arka motor kısmında ne cihazlar sağa, sola, yukarı, aşağı yanardöner ona bakmayız ve bilmeyiz onu ancak işin mühendisleri bilir.

Şiir söz üzerine serilir, söz; yukarıdan aşağı kelam; ( ilahi söz), hadis, (peygamber sözü) sonra şiir gelir, şiirden sonra da söz, işte bu söze verilen desenle söz şiir olur, sözün bir altı laf, laf; sözün bir nevi çöp kutusudur, ‘gel bir iki lafın belini kıralım’ havadan sudan şeyler, günlük hayatımızda çok kullanırız, ..bahar geldi,,,bir söz, sevdiğini gören biri derse ki; …işte benim baharım şimdi geldi …bu ne olur söze değer katar, mecazileşerek şiir dizesi haline gelebilir.

Devamını Oku
İlhami Bulut

Senelerin, uzun senelerin gözümün önünden silemediği pastoral hatıralar pek az değil bende.
Bunlardan birisi işte.
Burnumuza su seğirttiği ilk gençlik yıllarıydı, yaz sonrası kırmızı yağmur yeni dinmiş, elimdeki çoban değneğine yaslanarak, hayvanlarımı otlatırken bir dere kenarında.
Selin debisi düşünce biraz, su kıyısına kendisini atan bir balık göründü, sarı dudaklarını göğe doğru dikerek, ne anlatıyordu bilmiyorum, tam o sırada, çalının dibinde, kuluçkadaydı belki de, bir köy kuşu, serçe suya doğru yürüyordu.
Ben umurlarında değildim, bence; balıkla kuş kendi tarzlarınca epeyce bakıştılar, konuştular.
Belki de; şöyle bir sohbet geçti aralarında:

Devamını Oku
İlhami Bulut



Kağnı dolusu yürekler
Cepheye göç ettiler birer birer
Kar, tipi yer gök buz kesmişti
Uğultulu rampada ters dönerken tekerler

Devamını Oku