Öyle bir mekan ki,
Güneş içeriye girmeye çalışır!
İçimize yerleşenler,
Bize yanlız olmadığımızı hatırlatır.
Öyle bi mabet ki,
Vaktin varken, kaçıp kurtul benden, sevme Gülendam!
İçimde bir tuzak kurulu, görmedim hiç oraya düşüp de kurtulan!
Gökyüzünde uçuşan kuşların, dönüp geleceği yerdir kara toprak!
Senin çok vaktin var ama, benim farkım yok çamurdan!
Bir toprak ustasından dinledim,
Çamura şekil vermek çok zormuş
Bir denge noktası varmış bu işin
Çamur bu noktada şekil bulurmuş
Toprakla uğraşmak sabır işiymiş
Şehidim, nasıl derim öldün!
Kıbrıs’ta Hz. Ali, Hz.Ömer ile
Seni dün Beşparmakta gördüm.
Melekler gökten iniyorlardı,
Tülden bir kanat takmıştın!
Spor bir araba,
Dört saniyede,
Ulaşıyormuş,
Maximum, son sürat hıza!
İbre takılı kalmış,
Gönlümün, Efendisi var cancağazım!
Olsan da, olmasan da, O bana lazım
Hata benim, kusur benim, dert benim!
Nefesi, bana emanet etmiş Cananım.
Ne sen Züleyha'sın, ne ben Yusuf!
Düşmüşüm adı sen olan bir kuyuya
Çekmelisin, Yusuf olarak yukarıya.
Ne sen Züleyha'sın, ne ben Yusuf!
Düşmüşüm adı sen olan bir kuyuya
Çekmelisin, Yusuf olarak yukarıya.
İçimde tarifsiz mutluluklar,
Dışımda cemrelerim var.
Seninle canlanan bahar,
Kışı vaveylaya düşürmüş!
Yağsa da zamansız kar,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!