Zaman geçer, ben kalırım
Gölgeyim kendi izimde
Yürürüm, kendim bulurum
Kaybolmuş yüzler yüzümde
Hem aşina hem yabancı
Her insan biraz yolcu
Taşınır bende bu sancı
Aklımın girdaplarında
Dün bitti, yarın gelmedi
An nedir, bilen olmadı
Sözler sustu, duyulmadı
Feryadım sağır dağlarda
Koşarım, nefes tükenir
Kalbim yorgun, düşüm yorgun
Aynada solan bir resim
Dönüp duran bir değirmen
Dünya koca bir gürültü
Kendi sesim kayıp gitti
Nerde buldum, nerde bittim?
Kendimi arar giderim
Kayıt Tarihi : 23.06.2026 20:01:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Şiirde kalıpları çok sevdiğimi söyleyemem. Çünkü içimden hep şu soru geçer: Duyguların da mı kalıbı olur? Bir insanın iç sancısı, arayışı, kırgınlığı ya da kendi içinde kayboluşu belli ölçülere, belli çizgilere sığdırılabilir mi? Fakat insan bazen kendi düşüncesiyle bile çelişir. Öyle zamanlar olur ki kalıplara kıstırılmış duyguları, kafiyelere yaslanmış mısraları, ölçüyle yürüyen kelimeleri büyük bir keyifle okurum. Hatta o düzenin içinde başka bir derinlik bulurum. “İçimdir En Derin Şehrim” böyle bir zamanda yazıldı. Bu şiirde 8’li ve 7’li hecelerden oluşan bir yapı kullanmaya çalıştım. Akıcılığı desteklemek için “kalırım / bulurum”, “yüzler / izimde”, “sancı / girdaplarında” gibi ses yakınlıklarına ve kafiyelere yer verdim. Fakat bunu yaparken duyguyu ölçünün emrine vermemeye, ölçüyü duygunun yürüyüşüne eşlik ettirmeye özen gösterdim. Şiirin merkezinde zamanın geçiciliği, insanın kendi içinde kayboluşu, dış dünyanın gürültüsünden kopuşu, anlam arayışı ve modern hayatın insan ruhunda bıraktığı boşluk hissi var. Belki de insanın en derin şehri kendi içidir. Orada kaybolur, orada aranır, orada yorulur ve bazen yine orada kendine rastlar. Olmuş mu, olmamış mı; buna elbette okuyanlar karar verecek.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!