İç Denizlere Kaçış Şiiri - Eyüp Oflaz 2

Eyüp Oflaz 2
30

ŞİİR


4

TAKİPÇİ

İç Denizlere Kaçış

Güneş her sabah aynı saatte vurur insanın alnına.
Kalkar, boynundaki görünmez iplikleri çözer.

Yüzüne çarptığın su, bazen bir mazi vaftizidir aslında.
Maskeni kuşanır, sokağın akan nehrine bırakırsın gövdeni.

Herkes adımlarını bir menzile kilitlenmiş sanır.
Oysa insanın içinde haritası kayıp mahalleler vardır;
fenerleri sönmüş, sokak lambaları geçmişin adıyla kırılmış…

Bazı gidişler, bir hırsızın sessizliğidir içeride.
Sadece gölgesini alıp çıkmaz o kapıdan;
sandıklarda saklı neşeyi, çocuksu inanmaları da çalar.

Eşikte durup kendi kuyuna bakarsın sonra.
Yankısı canını yakan o eski soru dökülür dudaktan.

Gün geçer.
Sütün durulduğu gibi durulur o dehliz.

Bir melodi esip geçer,
ciğerini eskisi kadar sökmez artık.

Tozlu bir albüm yaprağında gözün kalır da
soluğun o kadar uzun kesilmez.

İçindeki şehir sadece sessizleşir.

Çünkü anlarsın;
her fırtına bir ağaç eksiltmez topraktan,
başkalarının kırdığı kadehlerin hesabı da
senin masana yazılmaz.

En sessiz ihtilal,
insanın kendi içine dönmesidir.

Dışarıya tek kelime etmeden,
gürültüsüzce…

Bu, bir başkasına açılan savaşın bayrağı değil;
aynada unutulan o yüzün
elinden tutma gayretidir.

Bu son mısra,
bir sitemin küllerinden doğmadı.

Gözünü yollardan çekip
kendi göğsüne yaslanmanın adıdır.

Zira en büyük hicret;
bir yolcuya yolları göstermek değil,
kendi yurduna,
kendi kalbine
geri dönmektir.

Eyüp Oflaz 2
Kayıt Tarihi : 21.05.2026 15:50:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


İnsan bazen kendi kırılmadığı şeylerin ağırlığını da taşır. Birinin öfkesi gelir omzuna konar. Birinin yarım bıraktığı sevgi, senin tamamlaman gereken bir borç gibi durur önünde. Birinin kırdığı kadehin sesi, senin gecende yankılanır. Oysa sen o masada değildin belki. O sözü sen söylemedin. O kapıyı sen çarpmadın. O güveni sen eksiltmedin. Ama yine de insan, sevdiği birinin dağınıklığını kendi kalbinde toplamaya çalışır. “Ben sabredersem düzelir,” der. “Ben susarsam geçer,” der. “Ben biraz daha taşırsam, belki kimse incinmez,” der. Sonra bir gün anlar: Her fırtına kök salmış bir ağacı devirmeye yetmez. Her kırılan şeyin hesabı da insanın önüne yazılmaz. O gün, insan ilk kez kendini suçlamadan susar. İlk kez başkasının enkazını kendi kaderi sanmaktan vazgeçer. İlk kez içinden sessizce şunu geçirir: “Ben elimden geleni yaptım. Bundan sonrası benim borcum değil.” İşte bazı olgunluklar böyle başlar. Birini affetmekle değil, kendini gereksiz bir yükten azat etmekle. Çünkü insan, başkalarının kırdığı kadehlerin hesabını ödeye ödeye değil; kendi masasını temizleyip yeniden oturmayı öğrenince iyileşir.

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!