Çamur attın, tuttu say!
Elin çamur değil mi?
Cümle alem yuttu say.
Biten ömür değil mi?
Doğruyu görünce sus!
Tırnağımdan giren bu garip sızı
Senden geldi sana geri varmaz mı
Ciğerimi yaktın gavurun kızı
Beni yordun nazın seni yormaz mı
Endamını gördüm vurgunu yedim
Geçmişin bedeli vardır...
Geçmeyen, ödenmeyen ...
Yanan bir meşale gibi özünde
Her halesi gözünde
Tekrar tekrar şekillenen;
Yanıp duran,
Bir gurup vakti;
Deniz mavi, ufuklar kızıl.
İki tabure, bir masa;
Dikmişim gözlerimi sonsuz maviye
Beklemişim gelmeyeceğini bile bile.
Güneşi göndermişim ardından;
Yar, beni kendimle baş başa bırak
Kahpe duygulara hesap sorayım
Gönül bahçelerim çöllerden çorak
Sana çırpınmayan kalbi kırayım
Gelme ki hesaplar dökülsün tek tek
Kendini övmek için başkasını yerenler
Tertemiz sayfalara pis elini sürenler
Hakikat defterini insafsızca dürenler
Gerçeklerin zamanla çıkmak gibi huyu var;
Yalan senaryoları arındıran suyu var ...
Canımdan yakındın, gönül köşküme
Sürüne sürüne giden sen oldun
Ben ummazdım senden Allah aşkına
Görüne görüne giden sen oldun
Sana sadakatte kusur mu ettim?
Ardına hiç bakma gönül,
Ufuklara dön, selam dur!
Gönülleri yıkma gönül...
Gül bahçesi bir alem kur.
Çizgini hiç bozma sakın.
Bazen meltem eser, fırtına susar...
Dalgalar sahile, o anda küser
Ateşler dans eder, suyun göğsünde
Gece gülümserken; gündüz, kan kusar...
Fırtınalar durdu seni görünce.
Evlat mecalini babadan alır.
Mecalin bitmesin güçlü ol baba..
Seninle her anım huzuru bulur.
Huzurum gitmesin güçlü ol baba...
Güçlüysen güçlüyüm; mutluysan mutlu.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!