Memleketim vatanım!
Sana kurbandır canım...
Noel heyecanına;
Sızlamaz mı vicdanım?
Köküne kör ve sağır,
Millete, vatana, hakka yanarım.
Ezelden ebede hür bir çınarım...
Hakikate âmâ nesli kınarım
Mevlana misali belki ârifim...
Esaret çiğnemek, nesle teklifim...
Tarzıma nazır bir Mehmet Akif’im
Yüz yıllık tarihin son çeyreğine
Bin yıllık sayfayı açtı milletim...
Dişsiz canavarın şer yüreğine...
Ateşi, öfkeyi saçtı milletim.
Yeniden kuruldu şer ittifakı
Dorseyi bağladım, yüküm çok ağır;
Gönül feryadıma, gerçekler sağır..
Zalim felek yine gurbete çağır!
Boynumu büküp de basar giderim.
Gözüm hedefimde susar giderim.
İlk gurbetim, ilk göz ağrım
İkisini sende gördüm
Yıllar geçti yanık bağrım
Aşk kapıma duvar ördüm
O buluşma olmasaydı
Dünya yalan değil de; yalan yaşayan, yalan!
Hakk yolunda ilerler, hakikat yolu bulan.
Hırs yerine adalet; nefis yerine iman...
Hakikatten kaçanın, hali sonra nicedir?
Bilirim ki bu hayat; karmaşık, bilmecedir...
Bir boğaz harbi ki! destanı bitmez…
Oğluma anlatsam, yüzyıllar yetmez!
Bu kutlu vatanda artık gün batmaz…
Kınalı kuzular, kanlı yazılar…
Dinledikçe her gün yürek sızılar
Oku dedin okudum sayfa sayfa
İnançla, aşkla, umutla okudum.
Seni aradım sayfalarda
Yaprak yaprak çevirerek;
Satırlara gömülerek aradım...
Seni ararken buldum kendimi.
Kitaplardır uygarlığın ışığı,
Okudukça; karanlıklar azalır.
Kütüphane, yıldızların beşiği
Her ziyaret ruhunuza kâr kalır
Damla damla göl olur ya çukurlar
Karanlık geceyi aydınlatmaya;
Bir Ayhan olmalı, özünde maya
İnanıp açmalı eli semaya
Peşine düşmeli Kızıl Elma’nın
Mayayı Ay Hanım kurmuş olmalı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!