Yiğit Osmaniye’m şehit diyarı
Ölümü öldürdün 7 ocak'ta
Fransız şaşırdı, kaçtı ayarı
Kutlu toy düğünün 7 Ocak’ta
Fransız işgali, Ermeni hıncı
Yüz yıllık ulu çınar, yüz yıllık mücadele
Yıllara göğüs gerdik kadın erkek el ele
Atamızdan emanet elimizde meşale
Nice yüzyıllar bize cennet oldu bu vatan
Cennet olacak yine dönüp durdukça devran
Hazan kalleşliği, yazın ateşi,
Bir yanı yakarken bir yanı yıktı!
Hasım bildi kardeş diğer kardeşi
Kanlı kurşunlarla gözyaşı aktı...
Eylül on ikide analar yandı...
Aşk acizlik emaresi,
Kula aciz olunur mu?
Hakka ulaştırmıyorsa,
Yola aciz olunur mu?
Öğretir, ikrar eder dil.
Sevdamızı vatana;
Emeğimizi millete adadık.
Yollar aşındırdık bu uğurda,
Diyarlar arşınladık aşkla...
İstikbali arzuladık yaratıcıdan.
Gönüllere dokunmayı
Yolumuz aynı yol yer aynı mekan
Kimlere yurt oldu sahte camekan?
Yâre kavuşmaksa yüreği yakan,
Bana da bir tekne gelsin gideyim!
O sonsuz alemde seyran edeyim...
Ey İstanbul ziyaretler mekanı
Bu milletin sensin şerefi şanı
Koçyiğitler perçinliyor bekanı
Sana geldim varlığına kanarım
Adın ile Fatihleri anarım...
Bir rüzgar gibidir ana yüreği
Yaza yayla yeli, kışa purç açan
Evlat anaların masum çiçeği
Yaz yeliyle kokan kış sonu açan...
Gözünden sakınır öpmeye kıymaz.
Yağla balla tava gelip
Sinek gibi düşen aptal
Ağulanmış yala gelip
Köpek gibi şişen aptal!
Gelişini hesaplayıp
Sabah rüzgarıyla es içerime
Doldur yüreğimin odalarını...
Estikçe varlığın derinlerime
Aratma geçmişin vedalarını,
Tozlu bir mazinin sevdalarını...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!