Yağla balla tava gelip
Sinek gibi düşen aptal
Ağulanmış yala gelip
Köpek gibi şişen aptal!
Gelişini hesaplayıp
Sabah rüzgarıyla es içerime
Doldur yüreğimin odalarını...
Estikçe varlığın derinlerime
Aratma geçmişin vedalarını,
Tozlu bir mazinin sevdalarını...
Göre göre geliyor bak!
Tek dişli garp canavarı...
Vatana göz dikmiş alçak!
Silah yaparak doları...
Dün bir dolar ile geldi
Yüreğime düştü bir garip sızı,
Beni benden alır işvesi nazı...
Yiğitler doğuran ananın kızı!
Kaşını kaldırıp bir kere baksan
Yanan yüreğimi bir daha yaksan
Yüreğe bir yangın düşer;
Yok olur umutlar...
Yarınlara atılacak adımını,
Geri çekmek zorunda kalırsın.
Haykırmak yetmez olanlara
Ağlamak biçare...
Kozluk dağlarından akan gözyaşı;
Yaz başında kurur tuza dönüşür...
Dokuz Haziranda uçan can kuşu!
Yanan yüreklerde köze dönüşür...
Kozluk sokakları yandıkça yanar.
Çileli bir ömrün hırçın haliyle
Yüzüne yansıyan yıllar mı babam?
İnsana saygının bariz haliyle
Sözüne yansıyan diller mi babam?
Mizacın ağırdı, yumuşak huyun,
Ey sevgili,
Yağmurun ıslattığı patika yollardan
Uzanacağım sana;
İlkbaharı müjdeleyen
Mor salkımlı badem çiçeklerini
Toplaya toplaya geleceğim.
Gözlerim dünyada sana açılmış
Giz olursun diye bakamıyorum
Güzellik dünyaya senle saçılmış
Naz olursun diye bakamıyorum
İçimde fırtına içimde ateş
Barak ellerine düşerse yolun
Var köy kahvesine yiğit çayı iç
Yanık bir türküyle anlatsın halin
Kor olsun yüreğin kendinden bir geç
Nizip zeytinin’den gözü anlatsın




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!