Hazan kalleşliği, yazın ateşi,
Bir yanı yakarken bir yanı yıktı!
Hasım bildi kardeş diğer kardeşi
Kanlı kurşunlarla gözyaşı aktı...
Eylül on ikide analar yandı...
Engeller...Gelir, dayanır kapına.
Belki bu gün; belki yarın!
Yoluna çıkar apansız.
Belini büker imansız!
Kırmak istersin; kıramazsın!
Görmek istersin; göremezsin!
Yiğit Osmaniye’m şehit diyarı
Ölümü öldürdün 7 ocak'ta
Fransız şaşırdı, kaçtı ayarı
Kutlu toy düğünün 7 Ocak’ta
Fransız işgali, Ermeni hıncı
Aşk acizlik emaresi,
Kula aciz olunur mu?
Hakka ulaştırmıyorsa,
Yola aciz olunur mu?
Öğretir, ikrar eder dil.
Sevdamızı vatana;
Emeğimizi millete adadık.
Yollar aşındırdık bu uğurda,
Diyarlar arşınladık aşkla...
İstikbali arzuladık yaratıcıdan.
Gönüllere dokunmayı
Yolumuz aynı yol yer aynı mekan
Kimlere yurt oldu sahte camekan?
Yâre kavuşmaksa yüreği yakan,
Bana da bir tekne gelsin gideyim!
O sonsuz alemde seyran edeyim...
Ey İstanbul ziyaretler mekanı
Bu milletin sensin şerefi şanı
Koçyiğitler perçinliyor bekanı
Sana geldim varlığına kanarım
Adın ile Fatihleri anarım...
Ana handır, ana candır, ana yar...
Ana varsa evlat olur bahtiyar.
Yaban olur yokluğunda bu diyar.
Ana hakkın büyük benim üstümde...
Ninnilerle beni sevdin, nazladın.
O anadır, o yardır...
Gönüllere bahardır...
Onsuz hayat ne dardır...
Analar... ah! Analar...
Ol.. diyene aracı..
Bir rüzgar gibidir ana yüreği
Yaza yayla yeli, kışa purç açan
Evlat anaların masum çiçeği
Yaz yeliyle kokan kış sonu açan...
Gözünden sakınır öpmeye kıymaz.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!