Ey sevgili,
Yağmurun ıslattığı patika yollardan
Uzanacağım sana;
İlkbaharı müjdeleyen
Mor salkımlı badem çiçeklerini
Toplaya toplaya geleceğim.
Gözlerim dünyada sana açılmış
Giz olursun diye bakamıyorum
Güzellik dünyaya senle saçılmış
Naz olursun diye bakamıyorum
İçimde fırtına içimde ateş
Barak ellerine düşerse yolun
Var köy kahvesine yiğit çayı iç
Yanık bir türküyle anlatsın halin
Kor olsun yüreğin kendinden bir geç
Nizip zeytinin’den gözü anlatsın
Küçücük yaşında öksüz ve yetim,
Barışa sıkılan eller kırılsın.
Barışı gönlünden silmez milletim.
Barışa sıkılan eller kırılsın.
Antalya'da öksüz, yetim yetişti
Beyaz düşlerime mavi şemsiye,
Yeter bana, boyun eğmem mermiye…
Ant olsun ki benden hakk-ı ulviye
Bombalar tek beni ikna edemez…
Türkmen dağı boynu bükük gidemez.
Al bayrağım ellerimde
Hedefime koşacağım...
İşte böyle hallerimde
Dalga dalga coşacağım!
Ay yıldızın gurur cana
Üç kuruşa takla atıp dolanır
Susanları aptal sanar münafık
Menfaate salya sümük yalanır
Olmaz içten içten yanar münafık
Güçlüleri sahte saygıyla tavlar
Paylaştıkça bereketlenir Kurban
Sarıldıkça güzelleşir insan.
Sarılın sevdiklerinize o zaman
Sarılın sevemediklerinize...
Ne kadar sevememişseniz
O kadar sevinememiş olduğunuzu bilin
Yıllar benden gidiyor!
Ben yılların peşinde...
Yaşım bilmem ne diyor?
Ruhum çocuk yaşında.
O güne hayal kurmak,
Nedir emeklilik? Nedir inzivâ?
Aşk ile verilen hizmet biter mi?
Canan-ı maarife olmaz ki hevâ!
İnzivâ umarak güneş batar mı?
Uhde-i memurluk belki son bulur.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!