İbrahim Çelikli Şiirleri - Şair İbrahim ...

İbrahim Çelikli

taa!
Orta Asya’dan bu yana
konar-göçeriz
yaylağımız Torosları
yurt tutmuşuz
toprak, hava, su peşinde

Devamını Oku
İbrahim Çelikli

ertesi sabah erkenden
Akgedik’de soluğu alanlardan öğrendim
“-yokmuş
yokmuş Koca Çayırda hiç kimse”
ne oörük obası, ne Allahın bir kulu
ne bir Yörük kervanı,

Devamını Oku
İbrahim Çelikli

Karamolla at üstünde gezermiş
ufak-tefek, vakur giyim-kuşamlı süslü
evini ilk o işletmiş
bazardan evlenmiş
çocuklarını şehirde yetiştirmiş
ailece ilk onlar terketmiş köyü

Devamını Oku
İbrahim Çelikli

Hacı Memed O(ğ) lu
Dedem

'-Çinliler bi atasözlerinde
'siz Türk'ü yencez deye
u(ğ) raşma(yı) n nafile yere

Devamını Oku
İbrahim Çelikli

Köy - Kasaba derken; kasabada
talebelerin kaldığı kiralık odalarda “yüksel” gazocağıyla tanıştık yeni rakı şişesinden
haznesine biraz ispirto döker ateşleyip, bekler
ateşin bitmesine yakın pompalardık
bir-kaç kişi Almanya’ya gidince tüpgaz da geldi köye yıllardır “aygaz” diye tanıdık... ev sahibinin kileri, alet odası ve ahırının bulunduğu alt katta
sıkıştırılmış bir oda da

Devamını Oku
İbrahim Çelikli

kışın önü ya da sonunda yeni yetmeler
caminin seyralığında kümeleşirler
onlardan biraz daha küçük olanlar
hemen onların etrafında mevzilenirler

“kes köse”

Devamını Oku
İbrahim Çelikli

tarif ederlerdi
can burnunda, har soluk adam
-şehir kulübü-nde garsona tekmil verirdi
garson desturla yanına varır
fısıldayarak aktarır
-hükümet tabibi-

Devamını Oku
İbrahim Çelikli

Şükrü Bey’in “mayenesi”nden çıkan herkes; önce
elinde kargacık-burgacık yazılı “ireçete” ile
Bahar Eczanesinde alırdı soluğu
canlı-cenaze eczacı reçeteyi nasıl okurdu
her hasta sahibi tekrar muayenehaneye uğrar,
paket lastikli pembe-pelur kağıdı açar

Devamını Oku
İbrahim Çelikli

hastanenin karşısında küçük bir park
hemen sonra 'Yalvaç Müzesi'
girişte Osman Hamdi Bey'in portresi
sikkeler,
paralar,
kandiller

Devamını Oku
İbrahim Çelikli

Demirci Bayram sabah erkenden,
akşamları geç vakte kadar,
yaz-kış demeden kor ateşin karşısında;
körükler, etrafa çıngılar saçılırdı
küçükken; şişireceğimiz sakızı
parmaklarımızla yaydığımız gibi

Devamını Oku