Kuyuya Düşen Işık
Ey gönül,
dinle sessizliğin nefesini,
çünkü karanlık, yalnızlığın değil, hakikatin aynasıdır.
Maviye Çıkan Sokaklar
Benim şehrimde zaman
duvarlara yaslanarak değil,
içlerine gömülerek yaşlanır.
Her taş bir sessizliği taşır sırtında,
Meczup
Ben meczupum…
Ne akla, ne kurala, ne zamana uyan,
Sadece O’na tutulan bir nefesim,
Bir ateşin göğe tırmanışı gibi yanmış,
Nasıl bir şeysin sen
Nasıl bir şeysin sen
hiç yoksun, hep varsın.
İçimde bir ampul gibi yanıp sönen,
NASIL OLUYOR DA ÖZLEMİYORSUN
Nasıl oluyor da
özlemiyorsun
Ne yani,
senin şehrinde gece de mi olmuyor?
NASIL OLSA BU AŞK İKİ DUDAK ARASI
Nasıl olsa bu aşk iki dudak arası, bırak orada kalsın.
Bir nefesin ucunda,
bir sözcüğün kıyısında,
iki suskunluk arasında
Ne Yaptın Be Aşk
Bir yangındım ben, külümle ısınan,
Adını rüzgâra yazdım, unutur sandım.
Gözlerin… bir sonsuzluktu,
Ben o sonsuzlukta kaybolan bir yolcu.
“O Şiirden Hiç Çıkmamalıydık”
Bir gün, kelimeler birbirine küstü.
Ben sustum, sen sustuğun yerden taştın.
Bir noktanın bile hakkı vardı suskunlukta,
Biz virgül olmayı bile beceremedik.
Özgürlük
Rüzgâr dudaklarımda çığlık gibi geçiyor,
Ay toprağın üstünde titriyor,
Ayaklarım toprağa bastığında ruhum gökyüzüne çiziliyor,
Gözlerim gölgelerle hesaplaşıyor,
Özledim
Özledim.
Bir kelime gibi değil,
Bir ömür gibi geldi bu defa dilime.
Sanki içimden değil de,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!