KÖR DÜĞÜM
Yürüdüğüm yolun taşları susar önce,
Ben konuşurum, gece duyar,
Gece konuşur, ben susarım.
Her adım bir pişmanlığın gölgesini taşır
KÖR DÜĞÜM (II)
Yürüdüğüm yolun taşları önce susar.
Sanki zaman, ayaklarımın altında ince bir kabuk olur da
en hafif adımda çatlayacakmış gibi titrer.
Karanlık, gövdesini usulca eğip
Körlüğün İçinde Sen
Baktığım her yerde aynı sesin izi duruyor,
bir adım atıyorum, yine sana dönüyor yolum.
Sanki dünya, senin dokunduğun yerlerden
yeniden kuruluyormuş gibi…
Kuyuya Düşen Işık
Ey gönül,
dinle sessizliğin nefesini,
çünkü karanlık, yalnızlığın değil, hakikatin aynasıdır.
Maviye Çıkan Sokaklar
Benim şehrimde zaman
duvarlara yaslanarak değil,
içlerine gömülerek yaşlanır.
Her taş bir sessizliği taşır sırtında,
Meczup
Ben meczupum…
Ne akla, ne kurala, ne zamana uyan,
Sadece O’na tutulan bir nefesim,
Bir ateşin göğe tırmanışı gibi yanmış,
Nasıl bir şeysin sen
Nasıl bir şeysin sen
hiç yoksun, hep varsın.
İçimde bir ampul gibi yanıp sönen,
NASIL OLUYOR DA ÖZLEMİYORSUN
Nasıl oluyor da
özlemiyorsun
Ne yani,
senin şehrinde gece de mi olmuyor?
NASIL OLSA BU AŞK İKİ DUDAK ARASI
Nasıl olsa bu aşk iki dudak arası, bırak orada kalsın.
Bir nefesin ucunda,
bir sözcüğün kıyısında,
iki suskunluk arasında
Ne Yaptın Be Aşk
Bir yangındım ben, külümle ısınan,
Adını rüzgâra yazdım, unutur sandım.
Gözlerin… bir sonsuzluktu,
Ben o sonsuzlukta kaybolan bir yolcu.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!