Sade Çay
Artık her şeyin sesi azaldı.
Sokak da, kalbim de, o eski telaş da.
Bir tek saat tıkırdıyor hâlâ,
sanki zaman değil de, sabır demleniyor.
Sadece Dudaklarını Al Gel
Sadece dudaklarını al gel yanıma,
gülüşünü ben konduracağım kenarına.
Sesini bırak, kelimeleri geride tut,
bu gece sessizliğin bile kanat çırpsın aramızda.
Sahi…
neydi hayat?
Bir sabah uyanıp
eksik saydığımız isimler miydi,
mutfakta soğuyan çay,
Şairin Şiirini Öptüğü O Dizede
Şairin şiirini öptüğü o dizede bekliyorum seni.
Ne bir kelime önce, ne bir kelime sonra.
Tam orada.
Bir şairin kalbini dudağına taşıdığı yerde.
Şair Ölür II –
Kağıt kesiği bedenimde derin bir iz bırakır,
Dikiş tutmaz hâlâ,
Ve her nefesim bir fırtına gibi çarpar içime.
SANA YAZAMADIĞIM MEKTUP
Sevgili Sen,
Bu mektubu yazmak kaç gece sürdü bilmiyorum.
Belki bir gece, belki bin gece…
SEN BANA SUSTUN
Bak sevgili, ömür işte akıp gidiyor.
Bir Ekim daha bitiyor,
Asma da artık üzümler kuruyor,
Kuruyup, bir bir dökülüyorlar yerlere.
Yaprakları da seyreldi,
Sen hiç bir gülü yaprağından öptün mü …
Bazı insanlar vardır,
içine doğduğun mevsimi senden önce terk eder.
Sen hâlâ karın altında yürümeyi öğrenirken
Senin Adınla Çarpıyor
İçimde bir yer,
Sadece senin adınla çarpıyor.
Ne zaman sessizlik düşse üstüme,
Adını anıyor kalbim,
Senin Gelesin Var mı
Ben seni sevdim,
önce rüzgârda,
Ege’nin dağlarından inip zeytinliklere karışan tuzlu rüzgârda,
binlerce yılın taşlarına sinmiş yankıda…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!