Keramet Ne Şiirde Ne Şairdeydi
Bir sabahın tam eşiğinde uyandım,
Rüzgârın sesiyle açıldı perdem,
Gökyüzü eski bir defter gibiydi,
Sayfalarında yarım kalmış dualar.
Kibrit Aşkı
Bi baksana bana,
kibrit çakayım mı
şu aramızdaki aşk meselesine?
Kim bulaştırdı Aşk’ı bu satırlara…
Aramızdaki mevzu…
hep şiirden ibaretti…
Bir kağıt…
birkaç satır…
Kırmızı Elmanın Sırrı
Başlangıçta,
henüz hiçbir gölge düşmemişti toprağa,
rüzgâr meleklerin nefesi gibi esiyor,
ışık cennetin damarlarında dolaşıyordu,
Kırmızı En Çok Kime Yakışırdı
Bir sokağın köşesinde kaldı adın,
rüzgârın unuttuğu bir hece gibi.
Ne yana dönsem, duvarlardan düşüyor sesi,
şehir, senin yankını taşıyor hâlâ.
Kırmızı Rujlu Sessizlik
Gülüşlerimin boynunu bükme demiştim!
Ama sen, gölgelerle oyun oynayan ellerinle
Gülüşlerimi taşların arasına sıkıştırdın.
KIRMIZIYA BOYADIM BÜTÜN HAYALLERİMİ
Bir aynanın karşısında kaldım yine,
adını unuttuğum bir sabahın ucunda.
Saçlarımı taradım,
her telinde bir hatıran düğümlüydü.
Kırmızıya Boyadım Bütün Hayallerimi (2)
Kırmızıya boyadım bütün hayallerimi, ohh, rujuma değsin.
Düşlerim kan gibi akıyor gözlerimden,
Geceye karışıyor.
Kış Güneşi
Kış güneşi gibisin,
bulduğumu sandığım anda kayboluyorsun. Gözlerimi sana diktiğim her an,
içimde bir sızı büyüyor;
elimde tutmaya çalıştığım ışık,
KOKUSUZ BİR HATIRA
Geceyi yine seninle böldüm ikiye,
Bir tarafım sessizliğin sesiyle,
Bir tarafım suskun kalmış “keşke”lerle dolu.
Yastığımın kenarında unuttuğun bir nefes var,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!