Nehirler benim dilim oldu
Taşlara çarpan her hece, bir hikâye.
Dağlar sırtımda bir çınar gibi büyüdü,
Gölgem, güneşin doğduğu yere düştü.
Seni sevmek;
Bir fırtınanın göğsünde yakaladığı ilk şimşekti,
Çaktığı an, bütün karanlıklarımı çatlattı
Artık her yarıktan ışık sızıyor...
Bir bahçe vardı ki güneşi hiç tanımadı
Yaprakları solgun, kökleri karanlıkta kıvrılan…
Çocuk orada büyüdü
Taç yaprakları yerine dikenleri besleyen,
Bir şey kırıldı içimde, o gün kimse duymadı.
Kırığın sesi, derin kuyulara düştü usulca.
Dudaklarım kilitlendi, kelimeler zehir oldu yutkununca.
Peygamber Efendimize sormuşlar; “- Efendimiz siz bu kadar güzel ahlaka nasıl sahip olabildiniz? Peygamber Efendimiz cevap vermiş; "- Ahlaksızlara bakıp onlardan ders çıkararak." demiş. Ne güzel ifade etmiş sevgililer sevgilisi. Bizde insanlık olarak karaktersizlere bakıp, karakter sahibi olmalı, ahlaksızlara bakıp güzel ahlak aramalıyız kendimizde. Efendimiz gibi sözünün eri olmalıyız en önemlisi. Kırmamak gerekli yeniden bakacağın yüzün kalbini. Daha doğrusu insan kırmak yoktur bizim dinimizde. Kırılan kalbin yükü ağırdır. Akan her gözyaşının hesabı beddua olarak dönmemelidir size. Küslük yoktur İslam'da lakin gönül kırmak da yoktur. Kırılan gönülü yeniden kazanmaktır mühim olan. Kıran gönül almayı bilmeli, kırılan affetmeyi. Böyle buyurmuştur Allah Celli celali. Gelin görün ki artık ne gönül kaldı kırılmadık ne insan kaldı heder olmadık. Ey Zalim!.. Hiç mi düşünmezsin seni yaratanı? Hiç mi aklına gelmez yaptığın kötülüklerin hesabını sorulacağı? Gün gelir senin de yaptıklarının ayağına dolaşacağı? Her yürek sızısının, her gözyaşının hesabının bir gün senden de sorulacağı? Uyan uyan bu değil sana yakışan.
Huban Asena Özkan
Sevdim dünya nimetini
Bilemedim kıymetini
Heder olan gençliğimi
Yıllar çaldı gördün mü
Elimdeki divit hokka
Bir gün anladım ki,
Hiçbir "yanlışlık" yok aslında
Kırılan vazo, dökülen süt,
Hatta o gece gözlerini kaçırışın…
Hepsi seçimdi.
Ellerinde tuttuğun çekiç,
Senin ışığın, güneşin cam kırıklarına vuran hali
Bulanık gözlere fazla, kör vicdanlara merhamet.
Karanlık alışmışsa aydınlığa, suç senin değil,
Yakan ateşi söndürmek isteyenlerin korkusudur bu…
Gözlüğümün camındaki o leke,
Bir yağmur damlasıydı belki,
Belki de geçmişten sızan bir gözyaşı.
Silgiyle çıkarmaya çalıştım, olmadı.
Çünkü bazı izler,
Gözyaşlarım toprağa düştüğü an,
Kurak çöllere inat,
Çatlamış toprak bir iç çekişle titredi
Her damla, karanlıkta yolunu kaybetmiş bir nehirdi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!