Cihânı terk eder cânım, bana cânân gerek cânân,
Tenimde can mühürlenmiş, sana kurbân gerek kurbân.
Gamınla yansa da sînem, hırâs etmem bu sevdâdan,
Gönülde yerin âlîdir, dile fermân gerek fermân.
Geçip gitsem bu âlemden, adın dilde duâ kalır,
Gözümden dökülen yaşlar, her akşam bir belâ kalır.
Gönül tahtında sultanım, saraylar yıkılsa bî-vây,
Bu gurbet elde bî-çâre, sadâkat bir kal'â kalır.
Aşkın od’uyla yandıkça, bu sînem bir kütübhâne,
Cemâlin görmeyen gözler, döner bir rûz-ı bîgâne.
Ne rütbe, ne makâm ister; kapında bir gedâ ölmek,
Bu cânı yoluna koydum, cihân serser-i dîvâne.
Lâl-ı şarab mı içtiğin, ey yâr sesin çıkmâz oldu
Sanmasın yâr bî-vefâlık, şerh-i aşk-ı hâzân oldu
Gülşen-i bahârân geçende, gül-zârın serâbın gördüm
Gönlümün yeşil bağı bak şimdi bir âteş-zâr oldu.
Gönül hicrâna râm oldu, o zülfün yüze perde oldu;
Gözün aydın ey bî-vefâ, cihânım bir vîrâne oldu.
İşit feryâdımı cânân, uyan ey şâir-i nâlân,
Serfirâz’ın bu sevdâsı, döndü yâre ağyâr oldu.
Kayıt Tarihi : 9.06.2026 17:22:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
16'lı hece ölçüsü ile yazılmıştır ~Serfirâz




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!