Aşk ve büyük başarılar riskin selleriyle akar her zaman.Risk ile rıfk arasında kalmasın cemalin.
*İlk defa görüyormuşum gibi son kezlerini yaşıyorum. Yaşamak neden böyle bulmacanın cevaplarındaki gibi bağıllarıyla var.
-Hiç anlamadıklarımız hani bulmacanın siyah karesinde bilmediğimiz gerçek gibi.
-Ruhunu kaybediş oyunu var. Bir çocuk gibi aşka sarılmış bir büyük işte.
*Dokunmatik telefon gibi hemen dokunmakla aşkına ulaşılmaz biliyorum, senin baz istasyonun yüreğin, yüreğin de aşk tellerine bağlı.
-Tam seni seviyorum diyecektim, aradığınız kişinin kalbinde sorun var diye tele sekreterin sesi geldi.Tele kızların ağından konuşmak bana yakışmaz sevgilim.3G gibi her yerde, yarde değil, yalnız yüreğimde net çekmelisin.
*Hadi beni ağlarına kat, hadi iletişimin dilinde konuştur beni.
-Ulaşamadığınız kişiye şu an ulaşabilirsiniz mesajından sonra can kırıkların bitmiş, bana hazır oluşunun mutlu haberi gelsin.
En zehirli bir yılan aşkımızın en güzel yatağına atmıştı.İhanetin zehrini akıtmaya mutsuz geçmişime takvim takvim dökülmeye hazırlıyordu.
- Ben balta girmemiş ormanların kentli tarzanıyım.Kendi ellerime sen aşk ceylanımı verdim gidişlere.
-Tarzan olarak şimdi yeniden gelmene bağırıyorum. Yüreğimde hiç balta girmeyecek ormanlar büyür. Hiç kimsenin yeşiliyim. Hiç gelemeyeceğin, hiç benim olmayacağın yeşillerin eşiliyim.
- bilmediğin bir şey vardı sevgilim, ben Ankara’ya senden sonra hiç sevmedim. Sen oralısın, sen orda doğdun diye. Önceler sevdiğim kentken bir zamanla adım atmam dediğim, yüreğimin haritasında sildiğim bir kentti.
-Oysa ben İstanbul’u sevmemem gerek. İstanbul’ da ağladın can kırıklarına, İstanbul seni benden aldı. İstanbullu bir gayyada seni kaybettim.
- Pişmanlığımı temize çektim, çekimli bütün fillerin arasında. Geçişli güzel günlerin cümlelerin çatısında gönül evimizi kurduk.
Bırakılmış damlalar sağanaklarına dayanmadı bağrım.Sensizliğin kayası eridi. Erişilmez benliğinin mumyası yüreğimde sürüklendi, acıların okyanusuna sürüklendin.
-Yoksul yunusun komşusu oldum.Balinalara karşı sevi sözcüklerimi teslim ettim kabarcıklara.
Bir damla hasretin sıcağında, aşk ıslatmaya gayret ettim.
-Alabora olduğum yokluk denizinde egolar şişme bot olarak sunuldu. Yenildim haklı ya da haksız olarak.Haz, kutsal kitapların bahsettiği, içeriksiz dünya yüküdür. Nedensizliğin ilacı ben değil miyim.
Yetişemediklerimizin mazisiyim.Her şeyim orada saklı.Yetişemediklerimi hayalin altın sayfalarında okudum.
-Sana yetişmek içinmiş meğer kaderimde saklı kalan her şey.
Acemi bir aşık çarpmasıydı kalbimin. Kalbimde kemik yok; ama en çok o kırılıyor sen karşılıksız ilgilerini salınca.
-Kilitli kalakalışlarımda ağlaşıl özlemlerim birikmiş.Bir damla ile ömrümü ıslattın.Şimdi kim gülse senin ağlayışını tümlüyor tezatlar.
Ses geçirmeyen ruhumun derinliklerinde atomların bağırır.Patlamaz; ama parçalarcasına bir ses var içimde. Perişanlığımı yaşatıyor veballer.
Boşlukta hoşluğuna çarpan algıların şifrelerinde açılıyor umudum.Bir umut ile bir kerene dileniyorum.
bağrında bekletilen bomba gibiydi bekleyiş
imkansızlığın nadaslarına atılmış tohum gibiydi özleyiş
senden öte bir ben yetişiyordu sevdaya
umutsu bir bulutun nemli gözlerindeydi son bakışın
ısımsı bir içlenişin ıslak hesabı gibi kurudum sözcüklerinde
kışkırtının sözlüklerinde beliren bitmeler
imgelemin koylarında bitmiyor
koşalım sulara ve susamışlara diye
yaşıyor üstüne yeniden yaşıyoruz
yozun tozları ayrıştırıyor en güzeli
Kendimi kopya ettiğim aşklar sarmalında, yaptığın sarmaların aklıma geldi. Aklımda kalmış sarmaların ve sarılmaların.
-Ben sarmayı severim Bennara.
-Kaçınılmaz olan, kaçırılmış olan değildi. Bir fırsatın tepmesi de değildi gidişin.Dersin kaderiydi.
-Arkada bıraktığın mazinin muhaririyim.Yazılmamışlığın diliyim. Kaderi, değil, kendimi yazdığım senli kopya yaşamların arşivindeyim.
Çeperine takılmış özlemlerim var.Gitmek isteyenlerin isteğini taşır alışamadıklarım.
Sızılarla sözlenmiş ıslanmışlığım kadimi oldum.Bütün yağmurlarda ıslandım; ama damlaların kadar kaderci değildi yağmurlar. Sen vicdanımdaki dev kazanı deldin, içsel bir yıkılmışlığa sundun.
-Yarınların yarlerinde zaaflarına derse öğreten çakırkeyfin ismi lazım olanayım.
Bana ismi lazım değiller yollama öyle kinler cenderesinde.İsmim ruhunun hizasına yazılmış olup kaderine dikelen gönül bayrağının direğiyim.Yoksun diye ya da gittin diye özgürlüğümü dalgalanmayacak mı?
Hiçbir dil,acziyetimin sözsüz kitabını anlayamaz.
Can kırıklarını taşıyacak kadar güçlü değildir bu yürek.Acizler ormanın aç aslanıyım.Sol yanımda ürkek ceylanları dolaşır.Bütün açlarım acılarımda. Sana açlığım acizliğe kafiye.İmgesel hayaller kadar sessizleşir halim.
-Beni ben bilir, bir de benden sonraki “ben “bilir.
Bir iç çekiş destanı okunur epik vuslatlarıma giderken. Bir içe öyküsel devinimler kazınılır. Manasını kaybetmemiş sevdaların Manas’ı olurum. Yazarak bitmeyeceğini anladım.Yaşamak lazım seni Mislina.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!