savaşlara susamış
savaşlarda susuz kalmamış tarihtim
arşivlerinde mitik cümleler kokan tarih
her cümlesinin bir kelimesi bir yanılgı
savaşı bu cümlerle öğrten bir tarih
dedemin enleri çok iyi yazılmış
ruh tasarımımın içine içlenmiş çoukluğumu büyüttü dertler
bir zorunluluktur yaşamın tellerinde huzur elektirik olmak
benim tasarımım heveslerime abı hayat enerjisidir
bu yüzden ,yüzülen yüzünde sularım çeker aşk fotoğrafını
atomlarımla parçalanma durumu falan değil yalnızlık
Tümdengelimdi hezeyanlar! Hiçliği buz tutmuş algılar içinde içimin magmaları eritiyordu sensizliği.
Buzun ucunda ısınmış bir geçmiş, geleceğin uçurumlarında uçarılarımı akıtıyor.
Hasretin çok ucuza sattığı yanılgılar yokuşunda yokluğun yordu.
Bir bunalım defterine yazılmış kaderimin teşbihlerinde hata yaptım.Seni her güzele benzettim.Seni her güzelde yaşadım.
Köşesi olmayan gönül evlerinde köşe bucak saklandım önce kendimden, önce senden, önce öncelerinden.
yapboz anlatımların ani gidişleri
beni sana yağdırıyor
duyumların son doyumsuzluğu
illa seni çerçi umutlarla gezdiriyor
direngenlikle sevinçle acilen
Kuramları ekleyip çıkma karşıma
Karşıma çıkan şiirinin dağı bile yıkıldı
Övünmek ve ayrılmak
İşte ovadan Everest’e çıkan duygu yolu
Nefretin kurum olmasını önleyen karşılıklı sevmeler
Aşkımızın kuramında biz iz olduğundan
Yasak gölge gibi yasal duruşlarıma uzanır hayal meyalin.Nasıl bir yüzün var dı ? Unutmalık bir durumun ömrüyüm.
Karanlık cümlelerin caddelerinde özne olup köşe başı aşkları kapsam da sensizlik kaldırımsa yüreğimde çekilmez bir ömür sunulmuştur bana.
-Urbalar keseriz ipeklerin yaramı keserken.Yamalı bir hali tümler umut. Ufkun son küresine tümlenir içimde geçen zamanın öyküsü.
-Geçilmez denilen yolların yolcusuyum.Solumdan sonuma kadar izlerin var.Özlediklerim var…
-Yüzün kime benziyordu? Leyla’nın ben’i var mıydı? Ya da Şirin’e şirinlik katan incin var mıydı? Ne yapsan incinmiyorsan demek ki var.
Gülüşün Aslı’nın Kerem’in düğümlerini çözerken içten gülüşlerine benziyor.Sen Aslı olmalısın sevda bulutum.Düğümler bir düğünde çözüldü, sonra kördüğümlerin düğünü başladı.
öğrencim Ceren ekiz'e
Sen,sevgi deryasında bir yara gibisin;
Kaşıdıkça kanayan,
Kanadıkça kabuk bağlayan,
Koparma hissi uyandıran...
uzanmış bir insanın tomurcuklarında güllenir günüm
gökkuşağına kuşak bağlar bağımsız bağlanışlarımı
ben dağım,ben ağım,ben köküm soyut buluşmalara
aşk yuvası yapabileceğin dal ol kallarımda
Ben-ile sendeki BEN arasında benim kanar
sen ile sendeki sen arasında gönül ocağım söner
bir gölgenin şef
katiyim
sonsuzluk
istedim son güne bıraktılar
yıkık yalnızlıklara acıkmış, aç kalmış alıngan algılarım var
Sükunet telkin ediyor suçsuzlar sessizliğine
Geri geri gidiyor artık amaçların karanlığı
İçimin evren kadar boşluğu hoşluğu çölleşiyor
Devrik arzular ruhumun tüm okyanuslarını çoşturuyor
Esrik sistemin sarhoşluğundan buzullar ürüyor üreğimde
masum sorularımı cevapsız bırakan sülük efendi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!