*Aşk, tek heceli olduğundan, büyük aşklar bir keredir.aşk iki kereyi sevmez, ikinciler hep ikiliktir, başka bire bitiştir.Bir teorem sözün dilsiz tapınaklarında kutsi söz gibi algılama yazılanları.
-Yürek kadar kutsal değil sözler.Yüreğin yazmadığı cümleler ve aşklar her zaman vardır.
-Öylesi “gidişlerin “, oturduğun yerden güllerimin dallarını kesip dikenlerini budadı sinemde.
Prensiplerim, zirvesine çıkılmaz dağ gibidir deme.Yüreğinde sevda okyanusun varken, bana d’ağlarını uzatma.
Hiç istemedim ayrılık demek bilmiyorsun!
Kalemimde nem var yine şarkılar yarım
Müjde bitti, her şey bitti, çok seven böyle gider mi? diye
Bu şiiri yazarken ne çok ayrılık şarkısı dinledim bilemessin..
Bilemezsin neler çektiğimi sensiz her salisenin dilinde
Gönlün saçtığı pırıltıların payında kaldın.Amaçların payda, beni bırakışın el ‘de kalan tek şeydi.
-Alışkanlıklarımın hissi merkeziydin, seni işlediğim merkezkaçın kaçışıydım.
Zaaflarımın toplamasında değildi dünyan.Beni baştan çıkaran tek çıkarma işlemi sendin. Senin eksillerinde artırıldım sevdaya. Dört işlemin aşk çarpılmasında kendimi senle çarpılmış, artmış, seni sevmiş gördüm.
-Bağlılığının temelinde duruşum arıtılıyordu. Kirlenmiş bir geleceğim vardı, biraz kendimle uyumsuz çalışan nefsi bir saatim vardı.
-Başka anlara çaldığı olmuştur. Nefis Saati bu… durmasını bilmez.
Ekolojik bir rüyanın içinde tepik atıyor iç çocuk? Bu devirde aşk var mı
diyerekten.
Kendi sancılarına yenilmiş soruların cevapsız sularında saat tam seni benden geçiyor.
Aşk bağımı giyotin vedalarınla kestikten sonra koptum hayattan.
-Aşk- asra badirelerimi bağladım. Epik dağların aşk sesi Köroğlu öleli
Aşk dağlara sığmaz oldu. Sen papatya olarak yeşerirken sevda ovalarımda.
Kalbimin üstündeki sensizlik buzulları çözüldü.Küresel ısınma tutuluşu bitirdi.Yüreğimin üstünde nimet olarak kalan “ yar” perden var.
Bir sevda tahtına hükümdar olduysam kısmetimin yazgısını taşıdığımdandır.Hükümranlığım kimliğini senin yüreğinden almış olmalı yıllardır içimin sultanı olarak kalıyorsun.
-Sevgin bir kereleri özetsiz yaşatıyor. Dedim ya aşk tek heceli olduğundan seni bir kere sevmemi, ikinci görmediğimden yeniden seni görmüş gibi yaşamanın bir’ ile birilerindeyim.
Bir sevda eşiği kurulmuş kapılar arkası kapılar, ardında perdeler arası perdeler, gizemler arası gizemler, sırlar arası sırlar ve bir söz arası suskunluk…
“ Sır sahibi, yüzlerce dil bilir.” Mevlana
israfil’in surları sırlarında ördüğü sensiz dünyanın sonuyum
sonum orada başlangıcıma yamalanır
eskimez denilen sevdanın şırıngasını sunuyor ilklerin
matemlerini nakışlıyor sevmek
dünyanın sonu gibi betimsiz anlara akıyor ruhum
şeytanın akıl yağıyla farklı tatların uçurumundayım
'o kendini biliyora ithaf'
sıcak kalışların meşalesi sönmeden, savrul sensiz karanlıklarıma
isimsiz sevgiler söyler sana olan atılışlarımı
senli mevsimlerin sıcak anlarına düşlerinin yağmuru ışıldar
-Hayatın devam etmesini neden araştırmıyoruz ki? Neden devam eder ki hayat senken, sen de yokken. Bu yaşanmış bir ölümün mumyasını sunmak değil mi?
Ya da kader kazançlarımızın toplanmasıdır, bize ait olanı olağan yapmak mıdır hayat.
Peki sevgilim, kayıplarımızdan,ayıplarımızdan elde edilen kazancın karında neden yoksun?
-Nedenler hep zararda?
Mehveş
zail kurganların kederinde zeylim sana
beklemek pınarında göz yaşların sana benziyor
önce sen/ sonrası / ben arasında akıyor hayıflar
arandığım sensizlik, her şeyi aradığım bir şeydeydi
arıyorum,yalnız kalmış aranmayı
aramak biraz sende arınmak, arıtılmak
bir artış, arıtış, aranış, iletiş gülüsün
gül bayramında giyinir kırmızıların
beni toplar, benimle aratıl olur hatırın




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!