*Aşk, tek heceli olduğundan, büyük aşklar bir keredir.aşk iki kereyi sevmez, ikinciler hep ikiliktir, başka bire bitiştir.Bir teorem sözün dilsiz tapınaklarında kutsi söz gibi algılama yazılanları.
-Yürek kadar kutsal değil sözler.Yüreğin yazmadığı cümleler ve aşklar her zaman vardır.
-Öylesi “gidişlerin “, oturduğun yerden güllerimin dallarını kesip dikenlerini budadı sinemde.
Prensiplerim, zirvesine çıkılmaz dağ gibidir deme.Yüreğinde sevda okyanusun varken, bana d’ağlarını uzatma.
bağrında bekletilen bomba gibiydi bekleyiş
imkansızlığın nadaslarına atılmış tohum gibiydi özleyiş
senden öte bir ben yetişiyordu sevdaya
umutsu bir bulutun nemli gözlerindeydi son bakışın
ısımsı bir içlenişin ıslak hesabı gibi kurudum sözcüklerinde
kışkırtının sözlüklerinde beliren bitmeler
imgelemin koylarında bitmiyor
koşalım sulara ve susamışlara diye
yaşıyor üstüne yeniden yaşıyoruz
yozun tozları ayrıştırıyor en güzeli
Kendimi kopya ettiğim aşklar sarmalında, yaptığın sarmaların aklıma geldi. Aklımda kalmış sarmaların ve sarılmaların.
-Ben sarmayı severim Bennara.
-Kaçınılmaz olan, kaçırılmış olan değildi. Bir fırsatın tepmesi de değildi gidişin.Dersin kaderiydi.
-Arkada bıraktığın mazinin muhaririyim.Yazılmamışlığın diliyim. Kaderi, değil, kendimi yazdığım senli kopya yaşamların arşivindeyim.
Çeperine takılmış özlemlerim var.Gitmek isteyenlerin isteğini taşır alışamadıklarım.
Sızılarla sözlenmiş ıslanmışlığım kadimi oldum.Bütün yağmurlarda ıslandım; ama damlaların kadar kaderci değildi yağmurlar. Sen vicdanımdaki dev kazanı deldin, içsel bir yıkılmışlığa sundun.
-Yarınların yarlerinde zaaflarına derse öğreten çakırkeyfin ismi lazım olanayım.
Bana ismi lazım değiller yollama öyle kinler cenderesinde.İsmim ruhunun hizasına yazılmış olup kaderine dikelen gönül bayrağının direğiyim.Yoksun diye ya da gittin diye özgürlüğümü dalgalanmayacak mı?
Hiçbir dil,acziyetimin sözsüz kitabını anlayamaz.
Can kırıklarını taşıyacak kadar güçlü değildir bu yürek.Acizler ormanın aç aslanıyım.Sol yanımda ürkek ceylanları dolaşır.Bütün açlarım acılarımda. Sana açlığım acizliğe kafiye.İmgesel hayaller kadar sessizleşir halim.
-Beni ben bilir, bir de benden sonraki “ben “bilir.
Bir iç çekiş destanı okunur epik vuslatlarıma giderken. Bir içe öyküsel devinimler kazınılır. Manasını kaybetmemiş sevdaların Manas’ı olurum. Yazarak bitmeyeceğini anladım.Yaşamak lazım seni Mislina.
damıtılmış terk edilişin hazan tiryakisiyim
akışmış bekleyişin birikintisinde siner yaram
hecelenmiş imkansızlığın sızısını toplar hicranım
geçmezlik sıratında senden geçemeyen benlik hüzzamıyım
hiyerogliflerini umudun tınısında bırakan, bırakılmışlık ümmisiyim
yazılmışım, sevilmişim, terk edilmişin duygu çeşnisiyim
-
Güzel Trene çarpan bir öküzün kırılan boynuzlarını iyileştirecek yüreğim yok demişsin..
-Benim boynuzlarımın sosyolojik permalarını hiçbir güzel anlayamaz demişsin.
''herkes sana benziyor'' .Her benzerden “zer “ olmamı bekleme. Benim yüreğim benim değil.
Sana kalınmışlığın fırınında aşka ekmek çıkardım. Un ile sen arasındaki beyazların
mirasçısı oldum.Kendime konuk oldum. Sen geldin. Gözlerin yoktu,sözlerinin gözleriyle konuşup ağladın.
Damlalarını yudumladığım seyr-i aşkına betimsiz özlemler ekledim.
Sordum sana dokunmak aşk mıdır ki? Dokunmaktık kapılar gibi aşklar yaşamaya başladık bizim ki de aşk mı acep.
*Metrik bir rüya denedim gündüz uykularında. Rüyama bile gelmeyi tenezzül etmiyorsun.
-
Bir kitapla sabahlamak gibi, bir aşkta ölmekti hayatın en güzel okunması. Senin sayfan yazgımda başladı.Yazılmamışlığı suya, aşka, ruha, umuda, en güzel niyetlere yazan arınmanın sesiyim.
İyi olanla iyi olana olağan kalmak, güzel olanla güzele kalmaktır hayatın dinmikleri




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!